22 Mart 2026 Pazar
9 Mart 2026 Pazartesi
ÇANAKKALE ZAFERİNDE VE MUSTAFA KEMAL FAKTÖRÜ.
ÇANAKKALE ZAFERİNDE VE MUSTAFA KEMAL FAKTÖRÜ.
ÇANAKKALE
ZAFERİ ÜZERİNE,
İngilizlerin
amacı Çanakkale Boğazını ele geçirmek, İstanbul’u işgal etmek, Alman - Türk
ittifakını bitirmek ve çarlık Rusya’sına destek olmaktı.
Kumandanlar
toplandı. Ordu kumandanı Alman general Otto Liman Von Sanders, Çanakkale’de çıkarmanın kilit Bahir’den
başlayacağını düşünüyordu. Mustafa Kemal “Hayır!” diyor ve empati yaparak Suvla
Koyundan çıkacaklar diye ısrar ediyordu. Liman von Sanders akıllı bir general. Mustafa Kemal‘in askerî
sezgilerini de çok önemsiyordu.
Mustafa Kemal’e,
- “Suvla koyu tarafına git, bölgeyi
incele. Durumu bana rapor et.” Dedi.
Mustafa Kemal süratle bölgeye intikal etti. Yanında az sayıda asker var. Suvla
koyuna tepeden baktığında Bir de ne
görsün. Anzaklar Suvla koyundan çıkmışlar, Conk Bayırı’na doğru ilerleme hazırlığındalar.
Tüm koy düşman askeri ile dolu ama ortada Türk askeri yok. Mustafa Kemal yanındaki
haberleşme subayına :
-“Derhal haber ver, 57. Alay acil buraya gelsin.” der. Birlikte
getirdiği keşif birliğine yani askerlerine de.
- “Yere yat, siper al,
bekle. Ben kırbacımı şaklattığım an
herkes ateşe başlasın.” Diyor. Askerler
yere yatıyorlar. Kendisi de bir kayanın üzerine çıkıyor elinde kırbacı….
Mustafa
Kemal coğrafyayı biliyor İngilizlerin
kullandığı piyade tüfeklerinin menzilini biliyor. Kendisini görecekler ateş edecekler ama
mermiler kendisine erişmeyecek. Bunu da biliyor. Anzak ateşi başlıyor. Hedef
Mustafa Kemal ama onda hiç telaş yok. Soğukkanlı. Yerde siper almış bekleyen
askerdeki morali düşünebiliyor musunuz? Herkes yere yatmış Kumandan kayanın
üzerinde, elinde kırbaç… Anıt gibi duruyor. Mustafa Kemal aynı zamanda
döneminin en entelektüellerinden birisi çok okuyor, çok tartışıyor.
O yıllarda dünyada bir efsunlanma
söylemi var. Tüm dünyada en çok da Avusturalya ‘da çok yaygın. Mustafa Kemal
bunu da biliyor. Düşman askerleri ateş üstüne ateş ediyorlar. Ama Mustafa Kemal
dimdik kayanın üzerinde. Savaş sanatını bilenler arasında yaygın bir söz vardır,
Welington’un bir sözüdür: “Kumandanı savaş alanında görülen ordu, 60.000 askere
bedel üstünlük sağlar.” der. Bu moral taktiğini Napolyon da çok kullanmıştır.
Şimdi bir de karşıdaki askerin moralini düşün. Ateş edip duruyorsun, ateş ettiğin
kişi dimdik ayakta. “Efsunlu Kumandan“
diyorlar Mustafa Kemal için. Tabii ki bu durum içlerinde moral bozukluğu da yaratıyor. İşte bu anlarda tam burada Mustafa
Kemal de ölçüyü kaçırmış olacak ki bir çat sesi duyuluyor. Mustafa Kemal
sendeliyor. Yaver,
- ‘’ Kumandanım ‘’ derken Mustafa
Kemal ‘’sus’’ işareti yapıyor. Çünkü asker hissederse morali bozulacak. Mustafa
Kemal kayayı kendisine siper ediyor.
İşte bunlar yaşanırken o sırada 57
alay da yetişiyor. Ve Çanakkale’de Destan yazılıyor.
Sevgili okurlar geçtiğimiz temmuz ayında bir
İngiltere seyahatim oldu. Torunumun sınıf arkadaşının babası film
yönetmeniymiş. Daha çok da askeri filmler çekiyormuş. Bizimkilere de Mustafa
Kemal büyük insan, Türkler çok şanslı millet falan diye her gördüğü yerde
iltifatlar ediyormuş. Bizimkilerde ya babam sizi tanısa çok sevinirdi falan
derlermiş. Benim geldiğimi duyunca tanışmak istemiş. Bizimkilerde davet
etmişler. Bahçede oturuyoruz. Torunum tercümanlık yapıyor. Sohbet ilerledi.
Adam bir şeyler söylerken gözlerinden yaş akmaya başladı. Torunum da
duygulandı. Çevirirken yutkunmaya başladı. Ne oluyor dedim? Torunum,
-Dede, Mustafa Kemal Anzak
askerlerinin annelerine bir mektup göndermiş. O mektubu ezberledim. Her yerde
tekrarlıyorum. Diyor ve mektubu okuyor. Dedi. Duygulanma sırası bendeydi. Ben
de sesli olarak
-"
Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar! burada dost bir
vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle
yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar,
gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızda huzur içindedirler ve
rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık
bizim de evlatlarımız oldular. “ Mustafa Kemal Atatürk.
Gerçekten çok büyük bir insan ve bu
çok büyük insan iyi ki bizim.
Bugün bize onurla bir tarih armağan
eden başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi
minnetle anıyoruz. Ruhları ŞAD OLSUN. Vatanımız Sağ olsun. 04.03.2026
Hıfzı Yetgin
2 Mart 2026 Pazartesi
KONUŞABİLMEK VE SAVAŞ ÜZERİNE:
23 Şubat 2026 Pazartesi
EĞİTİM İNSANLAŞTIRMA ÇABASIDIR.
EĞİTİM İNSANLAŞTIRMA ÇABASIDIR.
Hapşırır birisi. Yanındaki iyi yaşa der. Eğitim iyi yaşamaktır.
Nitelikli yaşamak diyeceğim ama tam karşılamıyor. Kaliteli yaşamak deyince
sanki daha anlamlı oldu gibi. Kısaca yaşamak, mutlu yaşamak, sıkıntısız yaşamak,
sağlıklı yaşamak diyelim.
Tekrar edelim. Gerçekten eğitim kardeşliktir. Sevilmek istiyorsan önce
sevmeyi bileceksin. Demek ki neymiş? Önemli
bir söz: “Sevdiklerin kadar iyisin ve
nefret ettiklerin kadar kötü.” Tercihimiz iyiden yanaysa sevgi gelişir. Orada
eğitim vardır. Hiçbir renk, hiçbir ırk, hiçbir coğrafyada eğitim işiyle uğraşıp da
başkasını ötekileştiren öğretmen olmaz. Biz öğretmenlerin ötekimiz olmaz. Biz
herhangi bir insan değiliz. Öğretmeniz biz. Eğitim işin içindeyse İnsanlardaki insana
yabancı davranışlar giderek azalır ve yok olur. Hoşgörüsüzlük olmaz. Anlayışsızlık
olmaz. Bağnazlık olmaz. Dar kafalılık olmaz. Çünkü eğitim bunların olmaması
için uğraşır. Eğitim yoksa mazaallah cehalet hem elde, hem başta ve hem de baki
kalıverir.
21 Şubat 2026 Cumartesi
19 Şubat 2026 Perşembe
HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ RAMAZAN AYI BOYUNCA DA AŞAĞIDA BELİRTİLEN HUSUSLARA ÖZEN GÖSTERİLMESİ İNSANSILIKTAN KURTULMAMIZA İNSANLAŞMAMIZA KATKI SAĞLAR,
HER
ZAMAN OLDUĞU GİBİ RAMAZAN AYI BOYUNCA DA AŞAĞIDA BELİRTİLEN HUSUSLARA ÖZEN
GÖSTERİLMESİ İNSANSILIKTAN KURTULMAMIZA İNSANLAŞMAMIZA KATKI SAĞLAR,
1-Her tür bedensel ve
psikolojik temizliğe dikkat edilmesi, dedikodu, alaya alma, aşağılama, sözlü ve
fiziki şiddet ile tüm negatif düşüncelerden uzak durulması,
2- Sevgi, yardımlaşma
ve dayanışma sözcüklerinin daha çok kullanılmaya çalışılması, güler yüzlülüğün
asla bırakılmaması, incinsen bile incitilmemesi,
3-Evrensel çevre
bilinciyle hareket edilmesi, din, dil, ırk, siyasi düşünce ayrımı yapmaksızın insan
haklarına ve tüm canlı haklarına saygı gösterilmesi,
4- Geçmişte bilerek
ya da bilmeyerek kırdığımız, üzdüğümüz zarar verdiğimiz hısım-akraba, arkadaş, komşu
ve her insanın gönlünün alınması, özeleştiri yapılması,
5-Çevremizde yoksul
ve yardıma ihtiyaç duyan komşularımız, arkadaşlarımız varsa onlara onurlarını
zedelemeden gizliliğe özen gösterilerek destek olunması,
6- Aile içinde ulusal
ve dini değerlerimizi öne çıkaran konuşmalara yer verilmesi, ramazan anılarının
paylaşılması, bu konuda örnek olaylara dayalı anlatımlar yapılması,
7- “Hayatta en hakiki
yol gösterici bilimdir” Atatürk .“İlim Çin'de bile olsa gidip onu alınız”
Hz. Muhammet. Bu sözlerin içeriklerinin anlatılması, bu çerçevede evrensel düzeyde
insanlık için önemli buluşlar yapmış insanların hatırlanması,
8- İftar vaktinden
epey önce olacak şekilde yetim ve öksüz çocukların aileleri, şehit ve gazi aileleri,
yaşlıların bulunduğu aileler, engelli vatandaşlarımızın aileleri, anne ve babalarından
ayrı yaşayan öğrenci evleri, yoksul aile ziyaretlerine yer verilmesi, gidilirken aile bütçesi
olanakları içerisinde olası ihtiyaç duyulabileceği öngörülen mütevazı hediyeler
götürülmesi,
9- Kendisi yapıyor
olsun veya olmasın… Herkesin inancına, ibadetine, namazına ve orucuna saygı
duyulması,
10- Başkalarının sözlerine
ve düşüncelerine katılmama özgürlüğümüzün olduğunun bilinmesi, ama başkalarının
da bu özgürlüklerinin olduğunun kabul edilerek saygı gösterilmesi.
11-Her tür aşırılıklardan
uzak durulması,
Olmazsa olmaz önemsediğim önceliklerim ve
önerilerimdir. 18.02.2026
Hıfzı Yetgin
15 Şubat 2026 Pazar
5 Şubat 2026 Perşembe
OKUL GAZETE VE DERGİLERİ
Önbilgi: Geçmişte Antalya İl milli Eğitim Müdürlüğü olarak bir dergi çıkarmıştık. Derginin de yasal olarak çıkmasını istiyorduk. O zamanın Antalya valiliği basın yayın Müdürü sayın Mustafa Uysaldan çıkarılacak dergilerle ilgili açıklama istediğimizde Sayın Uysal da bunu bize dergide yayınlanacak bir yazı şeklinde iletmişti. Biz de hem Milli eğitim Müdürlüğünün dergisini yasal zemine oturtmuştuk. Hem de okullarımızda çıkarılan dergilerin de yasal zeminde çıkarılması için rehberlik etmiştik.
OKUL GAZETE VE DERGİLERİ
Çok kıymeti Öğretmen arkadaşlarım; Sayın Valimizin destekleri ve Milli Eğitim Müdürlüğümüzün özverili çalışmaları ile yayınlanan Milli Eğitim Müdürlüğünün mesleki yayın organı derginin bu sayısında sizlere okullarımızın çıkarmak istedikleri ve çıkarmakta oldukları dergi ve gazetelerden bahsedeceğim.
Okulları adına dergi ve gazete çıkarmak isteyen okul müdürlerimiz Önce okul dergisi ve gazetesi çıkaracaklarına dair karar almaları gerekiyor. Bu aldıkları kararı Milli Eğitim Müdürlüğüne başvurarak onaylatmaları ve bunu takiben Valilik Makamına yazacakları bir dilekçe ile başvurmaları gerekmektedir. Yayın hayatına başlamadan önce aşağıdaki belgeler Valilikten havale ettirtilerek dilekçeler ile birlikte Emniyet Müdürlüğü Basın ve Protokol 5ube Müdürlüğüne vermeleri gerekmektedir.
İSTENİLEN BELGELER
1-Dilekçe (Valilik Makamından Havaleli) Dilekçede Yayının
dili, zamanı
belirtilecek, (örnek: Türkçe-İngilizce- Almanca) gibi.
2-
Basın Kanunu gereğince verilecek
Beyanname.
3- Yayın sahibi için Bilgi Çizelgesi.
4- Yayın sahibi için Nüfus cüzdan sureti.
5- ikametgah ilmühaberi .
6-
Yayın Sorumlu Yazı işleri Müdürünün Bilgi Çizelgesi.
7-
" " " Nüfus Cüzdanı sureti.
8- "
" " İkametgah İlmühaberi.(Muhtar Tasdikli)
9-
" " " Noter tasdikli diploma. :
10-
Yayın Şirketi adına ise Ana Sözleşmesİ.
11-
Yayın Dernek adına ise Dernek
Tüzüğünün tasdikli sureti.
12- Yayın şirketi veya dernek adına
yayınlanacak ise Yönetim Kurulu
Kararı.
13-
Yayın sahip ve Sorumlu Yazı Işlerinin sabıka kayıtları.
14-
Yarım kapak Telli Dosya.
Emniyet Müdürlüğüne bu belgeler teslim edildikten sonra kendilerine 5680 Sayılı Basın Kanunun 9. Maddesi
gereğince bir alındı belgesi verilecektir. Bu işlemden sonra okullarımız dergi ve gazetelerin! çıkarabilirler. 5680
Sayılı Basın Kanununun 12. Maddesi gereğince,
Okul dergi ve gazetelerinin
çıktığı günü takip eden çalışma
gününde çıktığı yerin
Cumhuriyet Savcılığına ve o yerin Mülki Amirliğine ikişer adet vermeleri zorunludur. Halen
çıkarılmakta olan okul dergisi
sahiplerine ve dergi çıkarmak
isteyenlere yardımcı olmak amacıyla
bu yazıyı kaleme aldım.
Bu vesile ile tüm öğretmen arkadaşlarımın Öğretmenler Gününü kutlar, başarılar dilerim.
Mustafa UYSAL Antalya Valiliği Basın Müdürü
2 Şubat 2026 Pazartesi
GYGES’İN BULDUĞU YÜZÜK VE DEMOKRASİ
GYGES’İN BULDUĞU YÜZÜK VE DEMOKRASİ
Gyges,
Lidya kralının hizmetinde çok dürüst,
adaletli ve çalışkan bir çobandır. Günün birinde
koyunları otlatırken bir deprem olur. Toprakta çatlaklar ve yarıklar oluşur. Büyükçe yarığın içine inen
meraklı Gyges, orada bir altın yüzük bulur. Yüzüğü
parmağına takar. O anda Gyges için bu
yüzük altındır ama sıradan bir yüzüktür. Çobanlar her ay sonunda kralı
bilgilendirmek ve talimatlarını almak için sarayda toplanmaktadırlar. Gyges
toplantıya parmağında yüzükle gider.
Toplantı
sırasında konuşmalar uzadıkça ve sıradanlaştıkça Gyges parmağındaki yüzükle
oynamaya başlar. Gyges oynarken yüzüğün taşını farkına varmadan avucunun içinde
çevirir. Yüzük taşı avucunun içine çevrildiğinde Gyges görünmez olmaktadır. Taş
elinin üzerine geldiğinde ise tekrar görünür duruma gelmektedir. Gyges ve
yanındakiler bu duruma çok şaşırırlar. Gyges yüzüğün tılsımını keşfettikten
sonra üzerinden hem kralın hem toplumun denetiminin kalktığını, bu farklılığın
kendisine pek çok alanda kontrolsüz “hareket özgürlüğü “ sağladığını hisseder.
O dürüst,
adaletli ve çalışkan çobanda hızlı değişiklikler oluşmaya başlar. Yaşantılar
çoğaldıkça Gyges kendisine bir hareket tarzı planlar ve görünmez olarak saraya
girer. Yüzüğün sağladığı bu farklılıkları kullanarak kraliçeyi baştan çıkarır.
Kraliçe ile birlikte olmaya başlarlar. Kraliçenin de desteği ile ikisi birlikte
kralın ölmesini (öldürerek) sağlarlar ve kendisini kral ilan eder.
Gyges
yüzüğün kendisine sağladığı ayrıcalığın yanı sıra gücüne bir de kral gücünü
ekleyince artık 'her istediğin, hiç çekinmeden hiçbir baskı da hissetmeden
ahlak, adalet ve dürüstlük gibi kavramlara da uymak gibi bir zorunluluğu
olmadan pervasızca uygulamalar yapmaya başlamıştır. Ve bunları da hiç kimse
görememektedir.
Görünmez
olununca insan doğası hemen devreye girecek ve doğa gereği üzerine toplum ve
çevre denetimini hissetmemeye, ahlak, hukuk vb. kuralların kendisi için de
uygulanabileceğini düşünmemeye başlarsa acaba neler yapabilir? Bunun
düşünülmesi gerekir.
Yaptıklarımın
sonucuna katlanma zorunluluğum kalmamışsa işlediğim bir kusur, kabahat veya
suçtan bir uyarı, kınama veya ceza almayacaksam hele hele yakalanma diye bir
derdim de kalmamışsa, ayıplanma, dışlanma gibi korkularda ortadan kalkmaktadır.
O zaman da dürüstlük, adalet, hak, hukuk, eşitlik gibi kavramlarda bireyde
karşılık bulmamaktadır. Bu konuda Chris
Horner ve Emrys Westacott insanlar için "Kimse mecbur olmasa ‘ahlâklı’ davranmaz!” diyorlar.
O zaman
bir soru ile şu önermede bulunabiliriz.
O halde
hak, hukuk, adalet, eşitlik, ahlak gibi şeyler oynamak zorunda kaldığımız
roller midir? Bu oyundaki rollerimiz, toplumda yer bularak yaşamak için
ödediğimiz bedeller midir?
Gücü elinde
bulunduranların ahlakı ile güçsüzlerin ahlakı aynı mıdır? Trump ile Demirtaş
aynı ahlak ölçülerinin sahibi midirler? Birisinin sana “enstrüman”
çaldırmayacağım demesi suç oluştururken ötekinin her şeyine el koyacağım demesi
nasıl kabul görmektedir? Gyges örneğine bakarak bu soruya yanıt vereceksek
gücümüz arttıkça görünmezliğimiz de çoğalmaktadır. Görünmezliğimiz ne kadar
çoğalırsa “yakalanma “ riskimiz de o kadar azalmaktadır. Platon, bir yazısında
şöyle söyler: “Haksızlıktan şikâyet
edenler, haksızlığa uğrayanlardır.” Eğer güçleri yetseydi, haksızlık etmek
fırsatını bulan herkes, haksızlık ederdi.” Dünyada bunca yaşanmışlık
gözümüzün önündeyken gel de Platon’a hadi ordan diyebilirsen de bakalım. Bir de
ezilenlerin milletinden olanlara
soralım. 2026 nın dünyasında güçlü mü olmak istersin haklı mı?
Şimdi bir soru ile bir önermede daha bulunma zamanı geldi. Nedir o?
Hak, hukuk, ahlak, yasalar, “gelenekler”… İnsanlara boyun eğdirmek için efendilerin belirlediği bir kurallar bütünü müdür? Ya
da uygulama gücün varsa bu hak, hukuk, adalet ve “gelenekler”…Efendilerin de
istedikleri her şeyi yapmaya kalkışmalarını engellemenin bir yolu olabilir mi?
Özetle
devlet aygıtı, onun kurumları ve kuralları herkesi haksızlık
yapmaktan uzak tuttuğu, eşitlik duygusunu hissettirdiği ve saygınlaştırma
oranları ne kadar insan merkezli ise yani kölenin haklarını ne kadar koruyorsa
her şeye rağmen insan için en iyisi o olacaktır. Çünkü; birisinin sınırını aşıp
ötekisine parmak sallamasına bu kurallar yine de sınır çizer. İşte efendiye
sınır çizebilme gücü ne kadar fazlaysa demokrasiniz de o ölçüde demokrasidir.
02.02.2026 Hıfzı Yetgin
30 Ocak 2026 Cuma
TÜM ZAMANLARIN EN İYİ FİLİMLERİ
🎬 Tüm Zamanların En İyi Filmleri
1. Baba
2. Esaretin Bedeli
3. Yurttaş Kane
4. Yedi Samuray
5. Schindler'in Listesi
6. 12 Öfkeli Adam
7. Baba Bölüm II
8. Kazablanka
9. Kara Şövalye
10. Arka Pencere
11. Tokyo Hikayesi
12. 2001: Bir Uzay Destanı
13. Bisiklet Hırsızları
14. Yağmurda Şarkı Söylemek
15. Şehir Işıkları
16. Parazit
17. Tanrı Şehri
18. Sinema Cenneti
19. Tatlı Hayat
20. Metropolis
21. Ucuz Roman
22. Vertigo
23. Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü
24. Sapık
25. Kıyamet
26. İyi, Kötü ve Çirkin
27. Gün Batımı Bulvar
28. Çin Mahallesi
29. Rıhtımlar Üzerinde
30. Üçüncü Adam
31. Ruhların Kaçışı
32. Sıkı Dostlar
33. Harika Bir Hayat
34. Rashomon
35. Yedinci Mühür
36. Dövüş Kulübü
37. Başlangıç
38. Forrest Gump
39. Matrix
40. Guguk Kuşu
41. 8½
42. Mulholland Çıkmazı
43. Kuzeye Kuzeye
44. Oz Büyücüsü
45. Persona
46. 400 Darbe
47. Aşk Zamanı
48. Modern Zamanlar
49. Eve Hakkında Her Şey
50. Pather Panchali
51.Potemkin Zırhlısı
52. Che (2008)
53. Mandela: Long Walk to Freedom (2013)
54. Viva Zapata! (1952)
55. Cumhuriyet (1998)
56. Mustafa (2008)
57. Veda (2010)
58. Dersimiz Atatürk (2010)
59. Atatürk (2023)
60. Kurtuluş (1994)
61. Çanakkale 1915 (2012)
62. Zaferin Rengi (2024)
CAHİL OLDUĞUMUZU ANLAYAMAMAK
CAHİL OLDUĞUMUZU ANLAYAMAMAK
Bilgiyi cezalandırırsanız, küçümserseniz insanların
bilinçaltlarına cehaletin iyi olduğunu önermiş olursunuz. Söz gelimi kitapları
suç aracı sayar radyo ve televizyonlarda bunları sergilerseniz. Bunu yaparak
cehalet iyidir demiş olursunuz. Yine “Biz okumuş insandan korkarız.” derseniz
yine bunu insanlara önermiş olursunuz. Yakın tarihimize bakarak bazı saptamalar
yapabiliriz.
Köy gençlerini enstitülere alıp oralarda çağın klasiklerini
okutursanız. Onları eğitim, tarım, sağlık alanlarında bilimsel bilgi ile
buluşturursanız bunun toplumda bir yansıması olur.
Peki, nasıl bir yansıma olur ?
Gençlerde bir uyanış başlar. Aydınlanma gelişir.
Anayasanıza düşünce ve örgütlenme ile
ilgili haklar yazarsanız (61 Anayasası) bunun da bir yansıması olur. Ki
olmuştur. Anayasanın sağladığı özgürlükler ve örgütlenme hakları toplumun tüm
kesimlerinde karşılık bulmaya başlamıştır. O günün koşullarında çok önemli
özgürlükler, halk kitlelerince keşfedildikçe kullanılmaya başlanmıştır. Kitap
okuma oranı hızlıca yükselmiştir.
Sendikal
örgütlenmeler, gençlik örgütlenmeleri, kooperatifçilik, mesleki örgütlenmeler
hızla yükselmiştir. Bu gelişmeler nüfusa göre patlama düzeylerine ulaşmaya başladıkça
da bu durumu kendileri için tehlike görenler tıpkı Köy Enstitüleri’ndeki
aydınlanmacı gelişmeyi nasıl durdurdularsa yine de boş durmadılar. 12. Mart’la
başladıkları hakları kısma ve halkı baskı altına çabaları 12 Eylül, 28 Şubat,
15 Temmuz ve sonrasında
yaşadıklarımızla devam etmiştir.
Sonuç ne oldu?
Cahil kalmak iyidir. Demesek de diyorum ama onu bile söyleyen
yetkililerimiz oldu. Devamla “taşımalı eğitim” projeleriyle öğretmenlerin köyle
ilişkileri kesilerek neredeyse kasabalara kadar uzanan şube ve bölümleri açılan
hocasız üniversiteler ile her mahallede birkaç tane olmak üzere açılan din ve
mezhep kurslarıyla müfredatımıza seçmeli ders adıyla başlatılıp fiiliyatta
zorunlu ders durumuna getirilen Kur’an-ı Kerim, Dini Bilgiler, Peygamberin Hayatı
ve Sosyal Bilgiler ile tarih müfredatlarının içi boşaltılarak da oralara
eklemlenen mezhepçi “İslâmTarihi” konularıyla cahil bırakıldık.
Şimdi son evreye geçiş hazırlıkları
yapılmaktadır. Başkanlıklar, Diyanet İşleri ve Bakanlıkların toplu
girişimleriyle kendi mahallelerindeki tacizler, tecavüzler ‘’bir kereden bir
şey olmaz” sözleri ile açıktan teorileştirilirken çağdaş tüm kurumların
okuttukları kitaplardan, giysilerine varana kadar her uygulamalarına müdahale
edilerek çağdaş her kurum en ufak olumsuzlukları basın yayın organları ve
iletişim araçlarıyla “habbe kubbeleştirilerek” değersizleştirilmeye
çalışılacaktır.
Bunun sonucunda da bir
süre sonra toplum artık cahil kaldığını bile anlayamaz duruma getirilecektir.
Çözüm; kalıcı haklar, kamucu kurumlar ve
örgütlü toplum için Ülkemizin ve hepimizin güçlü, iyi planlanmış ulusal, halkçı-devrimci
bir ittifaklaşmaya ihtiyacımız bulunmaktadır.
Her koşulda etnik köken, mezhep, ırk ve inanç baz alınmaksızın ,
ezilenlerin birliği temelinde halk güçleri birleşerek ve Cumhuriyet Devrimi’ne
sahip çıkarak, birlikte mücadelenin yolları bulunarak bu saldırılar püskürtülebilir.
Ardından ulusal, demokratik ve halkçı reformlarla cumhuriyet devrimi
geliştirilebilir.
Değilse. Geçmiş olsun. 28.01.2026 Hıfzı Yetgin
25 Ocak 2026 Pazar
RIFAT ILGAZ YAŞAR KEMAL VE ÂŞIK VEYSEL
RIFAT ILGAZ YAŞAR KEMAL VE ÂŞIK VEYSEL
Yaşar kemal Âşık Veysel’i İstanbul’a davet etmiştir. Şişli de bir salonda Veysel konser verecektir. Serde fukaralık var. İkisi birden Bahçekapı’dan tramvaya binip Şişli’deki salona yetişeceklerdir. Rıfat Ilgaz da bu iki güzel insanı görünce Yaşar Kemale sorar
-Nereye yahu?
-Şişliye salona der. Rıfat Ilgaz Yaşar Kemal’i söyle bir
süzer sonra kalabalığa bakar…
-Yahu iki gözü sağlam insanlar bile bu kalabalıkta tramvaya binip
Şişli’ye yetişemez. Siz İki kişi tek gözle nasıl başaracaksınız. Bu kalabalık
zaten Veysel’i dinlemek için gidiyor. Siz binin bir taksiye parasını verecek
birisi çıkar elbette. Der.
Rıfat Hoca’nın sözü dinlenir bir taksiye binilip Şişli’ye ulaşılır. Hepsi de ışıklarda uyusunlar.
23 Ocak 2026 Cuma
18 Ocak 2026 Pazar
HAYATIMDAN KESİTLER
HAYATIMDAN KESİTLER
https://drive.google.com/file/d/1Gdk1XppPZsKuzydQLDHZs-IaAvunAMII/view?usp=sharinghttps://drive.google.com/file/d/1Gdk1XppPZsKuzydQLDHZs-IaAvunAMII/view?usp=sharing
22.3.26
yetginhoca1





