20 Temmuz 2026 Pazartesi

ÇOCUK

Yetginhoca diyor ki:

ÇOCUK

 Yargılanmadan anlaşılmaya çalışılan çocuk anlayışlı olur.

Kıyaslanan çocuk kıyaslamayı öğrenir.

Değer verilerek konuşulan çocuk değerlere saygılı olur.

Dinlenilen çocuk iyi dinleyici olur.

Güvenilen çocuk özgüvenli olur.

Umutları desteklenen çocuk umudunu yitirmez olur.

Doğruluk yaşatılan çocuk adaletli olur.

Saygılı davranılan çocuk saygılı olur.

Sevildiği hissettirilen çocuk seven olur.

Sağlığı önemsenen çocuk sağlıklı olur.

Hijyen hissettirilerek yetiştirilen çocuk temizlik davranışlı olur.

Seçenek hakkı olan çocuk sorumluluk sahibi olur.

Çevresinden iyilik gören çocuk iyi arkadaş olur.

Çok hırpalanan çocuk arsız, aç bırakılan çocuk hırsız olur.

Ve tüm bunlara uygun davranılan çocuk harika bir insan olur.

Eğitim bir günde gerçekleşmez. Zaman alır. Ama sonuçta her zaman amaca ulaşılır.                                                                                                

                                                                                            Hıfzı Yetgin                                                                                      

                                                                                            

EĞER

  EĞER

Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse, Kınama ve ayıplamayı öğrenir.

Eğer bir çocuk kin ortamında büyümüşse, Kavga etmeyi öğrenir.

Eğer bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa, Sıkılıp utanmayı öğrenir.

 Eğer bir çocuk sürekli utanç duygusuyla eğitilmişse, Kendini suçlamayı öğrenir.

 Eğer bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse, Sabırlı olmayı öğrenir.

 Eğer bir çocuk desteklenip, yüreklendirilmişse, Kendine güven duymayı öğrenir.

Eğer bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse, Takdir etmeyi öğrenir.

 Eğer bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse, Adil olmayı öğrenir.

Eğer bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse, İnançlı olmayı öğrenir.

Eğer bir çocuk kabul ve onay görmüşse, Kendini sevmeyi öğrenir.

 Eğer bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse, Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

                         Dorothy Law Nolte    Çeviren: Doğan Cüceloğlu    

17 Temmuz 2026 Cuma

NUMAN YETGİN- BAYRAM SUCU


Yağız (siyah) ata binen Numan Yetgin- Doru (kızıl) ata binen Bayram Sucu 1960 lı yıllar. Orman Muhafaza Memurları

 

13 Temmuz 2026 Pazartesi

GEÇMİŞİMİZE SAHİP ÇIKARILMADIK

 GEÇMİŞİMİZE SAHİP ÇIKARILMADIK

Bizim dışımızda her Ulus ürettiğine de ortaya koyduğu eserine de sahip çıkıyor. Gittiğim her ülkede canım acıyarak geziyorum. İngiltere’de de eşyalar ve evler dâhil hep koruyorlar. Her taraf tarihi eser gibi. Köyler farklı olabilir diye düşünüyordum oralarda da aynı. Önce ailede küçük yaştan herkes herkese her adımda aile, köy, ilçe il tarihi ile ilgili bilgiler aktarıyorlar. Aile, soy kütüğü ile sık sık çocuklara hikâyeler anlatıyorlar. Anımsıyorum Nenem bizleri köyde her akşam bir eve götürür orada uzannama (masal) dinlettirirdi. Bazı akşamlarda da başka ailelerin çocukları neneleri ile bizim eve gelirlerdi. O akşam da nenem uzannama anlatırdı. Kül çöreği gömülür kızılcık ekşisi, ekşi elma ekşisi ve bazen de pekmez eşliğinde muhteşem anıları biriktirdiğimiz akşamlar yaşardık. Annemin torunlarına bir kaç kez dışında uzannama anlattığına tanık olmadım. Çünkü yaşam koşulları bizleri farklı farklı yerlere konuşlandırmıştı. Ben ve eşim de torunlarımıza uzannama anlatamadık. Ulus olarak bu evrilmelerde biz aile bağlarımızı güçlendiremedik.

İngiltere’de gittiğimiz her yerde dikkatimi çeken hususlar şunlar. Bar ve publardaki masanın üzerine yazmışlar. 1871 de yapılmıştır. Bizde olsa çoktan ya yakmıştık ya çöpün yanına koymuştuk. 1978 de Ankara Sitelerden bir vitrin ve yemek masası ile sekiz sandalye almıştık. Adam o zaman  "hoca bak sandalyelerin sırtlıklarını ve vitrinlerin taçlarını tek tek elimle işledim, oyma kayın ve ceviz" demişti. Biz en son Antalya’ya geldiğimizde bu mobilyamızı sağını solunu desteklemek suretiyle bir iki yıl daha kullandık. En sonunda vermek istediğimiz belediye dâhil kimse almak istemeyince çöpün yanına bırakmıştık. O zamana kadar beş kez il, her ilde de ikişer kere ev taşıyınca güzelim vitrin, masa ve sandalyelerimiz sağa sola sallanmaya başlamışlardı. Buraları görünce içim acıdı. Buralara imrendiğimden değil. Bizim de biraz daha geçmiş bilincimizin olmasına duyduğum özlemden. Darısı başımıza diyeceğim ama boşuna hayal gördüğümü, yerde yatıp minare kadar rüya olamayacağını yaşayarak öğrendim. Artık biliyorum. Bizde taş üstünde taş kalmayacak.

Umut Ege ile sabah sohbetinde Umut Ege,

-Dede biliyor musun? Doğru müzik dinlersen doğru insan yanlış müzik dinlersen de yanlış insan olursun dedi.

-Ya gerçekten doğru, biz klasik müziğin öne çıkarıldığı yıllarda Türk beşlerinin eserlerini dinlerken, Muzaffer Sarısözen, İhsan Ozanoğlu sonraları o güzelim yurttan Sesler korolarını dinlediğimiz zamanlarda mutluyduk. Umutluyduk. Sabahları günaydın programlarında Ahmet Gazi Ayhan, Nezahet Bayram, Nida Tüfekçi, Zehra Bilir, Nuri Sesigüzel sonrasında Arif Sağ, Musa Eroğlu, Yavuz Top, Müzeyyen Senar dinlerken yani kendi müziğimizi yaygın dinlediğimiz zamanlarda siyasal olarak da ekonomik olarak da iyiydik. Ne zaman türedi müzikler yaygınlaştı. Başka başka tabansız temelsiz müzikler türedi. Yani müzik bozuldu. Başımıza ekonomik, siyasi, kültürel sürü sürü kötülükler geldi. Sonra da her adımlarıyla, istemezükçülük, butlancılık ve yuşuşamakcılıklarla… mevcudu destekleyen muhalif liderlerimiz türedi. Kimi dehşetli muhalifmiş gibi görünerek, kimi yan cebime koyculuğa soyunarak ama her koşulda müesses nizamın askerliğini yaparak halkın sürünmesini sağlıyorlar.

“Zavallılaştırılmış” halkımızın da kimisi şucu kimisi bucu, kimileri  de şucucu bucucu çizgilere yürekten inanarak bir birleriyle savaşıp duruyorlar. Neyse geçmiş olsun. Herkes sağlığını korusun.

                                                                  13.07.2026 Brigthon Hıfzı Yetgin


6 Temmuz 2026 Pazartesi

EĞİTİM , İÇ GÜDÜ VE KARAKTER ÜZERİNE AKLIMA GELENLER

        

   

         EĞİTİM , İÇ GÜDÜ VE KARAKTER ÜZERİNE AKLIMA GELENLER- Hıfzı Yetgin 

Hani bir hikaye anlatılır. Şah vezirini çağırmış

- Vezir bey  söyle bakalım, eğitim mi önemlidir, karakter mi önemlidir? Diye sormuş.
Vezir biraz düşündükten sonra çok kesin cevap vermiş:

-Elbette karakter önemli Şahım. Demiş.

Şah yurdun her bir yerine haberler göndermiş. Tellallara bağırtmış.

-Bana ülkemin en iyi hayvan eğiticisini bulun. Eğer kediye servis yaptırmayı öğretebilirse ona yüz altın vereceğim. Demiş. Ülkede herkes seferber olmuş. Adamın birisi çıkıp gelmiş.

-Şahım Ben kediye tepsiyle servis yapmayı öğretebilirim. Demiş. Şah da,

-Ne kadar zamanda öğretebilirsin? Deyince,

-Altı ayda öğretirim Şahım. Cevabını vermiş. Şah adama altı ay süre tanımış. Altı ay dolunca adamı huzura çağırlmış. Şah:
 -Öğrettin mi?
-Öğrettim Şahım.

Ülkenin bütün ileri gelenleri toplanmışlar. Adam vermiş kedinin eline bir tepsi. Kedi elinde tepsi başlamış servis yapmaya… Tam vezirin önüne varınca, Şah, vezire tekrar sormuş,
            -Vezir bey, eğitim mi önemlidir. Karakter mi önemlidir? Vezir padişahın sorusuna hiç beklemeden cevap vermiş.

-Elbette karakter Şahım.  Der demez, cebinde sakladığı fareyi yere bırakmış. Fareyi gören kedi tepsiyi fırlattığı gibi farenin peşinden koşmaya başlamış.

Bir  çıkar hissettiğinde ya da öngördüğünde herşeyi unutan insanlar yok mudur? Elbette vardır. Eline bir fırsat geçtiğinde çıkarı için  eşini dostunu, arkadaşlarını ve hatta ailesini satan insanlara örnek olarak bu hikaye anlatılır. Son zamanlarda da yaşananlar güzel olmamakla, bu kötü davranışlara güzel örnekler yaşadık. Yaşıyoruz. Butlayanlar, butlatanlar, hoplayanlar, hoplatanlar, zıplayanlar  elbirliği ile halkın çilelerini görmezden gelerek salt kendi egoları ve çıkarları için her taklayı atmaktadırlar…

              Bu örneğin bazı  saptamalarına bilimin filtrelerini uyguladığımızda şu itirazları da sıralamak gerekir.  Nedir itirazımız?

Bir kere karakter, doğru kabul edilen davranışları en ağır baskılar altında bile  sürdürebilme gücüdür. Eğitim içinse insanın tercihler karşısında kaldığında seçimlerini daha bilinçli yapabilmesini sağlayan araçlardır denilebilir. Bir itiraz da karakterin doğuştan geldiğinin söylenmesine edilmelidir. Çünkü biliyoruz ki; Yetişilen çevre, yaşanmışlıklar ve rol modeller insanın karakterini zamanla olumlu olumsuz yönlerde etkileyebilir.

Bu Kedi-fare hikayesi elbette düşündürücüdür. İnsanı açıklamaya da kuşkusuz ki yetmemektedir. Şöyle ki; Kedinin fareyi görür görmez  tepsiyi bırakıp farenin peşinden koşması karakterle ilişkilendirilmemelidir. Çünkü orada devreye iç güdüsel hareket girmektedir. Kedi içgüdüsüyle hareket ederken, insan içgüdülerini denetleyebilen bir varlıktır.

3 Temmuz 2026 Cuma

DEDEM İSTİKLAL SAVAŞI GAZİSİ ŞÜKRÜ YETGİN

                                DEDEM İSTİKLAL SAVAŞI GAZİSİ ŞÜKRÜ YETGİN;



Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Premium Wordpress Themes