Yitikleri Ulaştıran İyi İnsanlar
İki gün önceki yağmur ve sel ortamında eve ulaşırken direksiyon başında
kendimi çok kasmışım. Omuz kaslarım iki gündür “Bizi unuttun, buradayız.”
diyorlar. Sabah o derecede bir ağrıyla uyandım. Öz bakımlarımla birlikte hafif
ısınma hareketleri yaparak omuz kaslarımı eğitmeye çalıştım. Kahvaltımı yapıp
evden çıktım.
Dünyanın “en iyi” arabası olan arabama bindim. Kontağı çevirdim.
Isınma bujilerini kontrol ettir, uyarısı aldım.
Arabama,
—O kadar da bilme. Ona da ben karar vereyim, diye bir azar çektim. Kontağı tekrar
çevirdim. İkiletmedi bile, hemen homurdanarak çalışmaya başladı. Bu kez de
—Aferin, diyerek gönlünü aldım. Yola çıktık.
Bir kilometre kadar gitmeden yolun sağında genç bir adam iki eliyle arabamın
önünü gösteren hareketler yapmaya başladı. Kontrol paneline baktım, yanan bir
ışık falan yok. Dikiz aynasından arkayı kontrol ettim, arkadan da çok sayıda
araç geliyordu. Adam için “Derdi ne ki?” diyerek yoluma devam ettim. Hafif bir
tıngırtı sesi geldi.
—“Tamam ama Türkiye’de, üstelik felaket sayılan bir selden sonra trafiğe
çıkmışım. Yolda ben dâhil her şey var. Öyleyse ses de normal. Pencereyi açtım
ya, her sesi duyarım.” diye düşünerek devam ettim.
Okula yaklaşıp gidiş gelişli tek yola girdiğimde karşıdan gelen başka bir
araç selektör yaptı. Ardından dörtlülerini de yakarak camdan çıkardığı eliyle
bana “Dur” işareti yapınca
—“Allah Allah, yine ne oldu?” diyerek durdum.
Karşıdan gelen araç tanıdık bir edayla:
—“Hocam, günaydın. Türkiye’de plakasız araçlar trafiğe çıkamıyor. Haberin
olsun.”
—“Ne gibi?” dedim.
Adam arabamın önünü işaret ederek
—“Plakanız düşmüş.” dedi.
Dörtlüleri yakıp arabadan indim. Gerçekten plakam yoktu. Adama teşekkür
ettim.
—“Hocam, bir iki gün uğraşırsınız ama çözersiniz” diyerek gitti.
Ben de hafif bir moral bozukluğuyla arabama binerken, otuz dakika önceki
adamın da plakanın düştüğünü söylemek istediğini düşünerek sesli şekilde
—“Bunca olumsuzluk içinde ya ne güzel ve duyarlı insanlarımız var” dedim ki…
Telefonum çalmaya başladı. Bilmediğim bir numara. Bazen açmadığım oluyor ama
hemen açtım. Biraz sinirli bir tonda bir ses:
—“Beyefendi, kırk dakika önce yolda işaret ettim ama durmadınız. Plakanız
sallanıyordu. Tam o sırada da zaten düştü. Siz fark etmeden devam ettiniz. Ben
plakanız üzerinden telefonunuzu öğrendim. Plakanızı eski sanayideki Mahir
Usta’nın tamirhanesine bıraktım. Haberiniz olsun.” diyip kapattı. Teşekkür bile
edemedim.
İçimden:
—“Bu ülkede insanlar melekleşmiş. Şu işe bak, bu işlerde model olması gereken
kişi olarak ben duyarsız kalıyorum. İnsanlar işlerini bırakıp yardımcı olmak,
uyarmak için çırpınıyorlar” diye kendime hayıflanarak yürüdüm…
İlk dönüş noktasından geri dönerek Eski Sanayi’ye yöneldim. Bir iki
soruşturmanın ardından Mahir Usta’nın tamirhanesine ulaştım. Önden plakasız
aracımı görünce tamirhanedeki ustalardan biri elinde plakamla geldi. Hemen ön
tarafa kendi plaka çerçevesiyle plakayı vidaladı.
Ben ustaya dönerek
—“Ya usta size bu plakayı getiren arkadaşa bir çay parası bıraksam
ulaştırabilir misiniz?” dedim.
Usta:
—“Amca, biz adamı tanımıyoruz. Buraya kadar plakanızı ulaştıran adam belli ki
çok duyarlı birisi. Bana sorarsanız para teklif edilmez, ama teşekkür edilir.”
—“Tamam, peki size borcum nedir?” dedim.
—“Plaka takmayı ücretsiz yapıyoruz. Aracınıza da kendi reklamımız olan plaka
çerçevesini taktık. O da reklamımız olur.”
Teşekkür ederek ayrıldım. İlk işim, beni arayıp plakayı haber veren numarayı
aramak oldu. Çaldı… Çaldı… Açan olmadı. Gün boyu birkaç kez aradım. Hâlâ açan
yok.
İnsanlar hakkında genel olarak hep iyi düşünmüşümdür ama bugün bu duygularım
zirvede. İki gün önce yaşadığım sel olayı nerelere evrildi… Bana da yazacak bir
hikâye armağan etti. Demek sel suyu vurdukça plakanın vidalarını esnetmiş
olmalı ki böylesi bir deneyimi yaşadım. İki gün önceki selin ardından yaşadığım
anlamlı zincirleme iyilikler, insanın içini ısıtıyor. Plakamın düştüğünü fark
eden ilk genç, selektör yapan tanıdık, plakayı alıp numarama ulaşılması, Mahir
Usta’nın yanına bırakılması, para reddedilir “teşekkür edilir” diyen usta… Hepsi
üst üste gelince insanın “Bu ülkede hâlâ melekleşmiş insanlar var.” demesi
kaçınılmaz oluyor.
Buna benzer iyilik hikâyelerim var. Demek artık
onları da yazma zamanım geldi.
Teşekkürler iyi insanlar.
16.10.2026 Hıfzı Yetgin
16.10.26
yetginhoca1


.jpg)

