KÖY ENSTİTÜLERİ
Köyde doğmuş köyde büyümüş insanlar, köy bağlantısı olan
insanlar ya da at ile ilgilenen insanlar bilirler. Bir atı dizginlerinden
çekerek istediğiniz yere götürebilirsiniz. Söz gelimi atı çeşmenin başına kadar
zorla götürebilirsiniz. Ama bir ata istemediği sürece asla su içiremezsiniz.
Amacınız ata su içirmekse onda su içme ihtiyacı
duyurmanız gerekir. Bu amaca yönelik ne yapabilirsiniz? Sesli düşünüyorum.
Örneğin bir elinize şeker, bir elinize tuz alırsınız. Ata bir süre tuz ve şeker
yalatırsanız aradan çok zaman geçmeden at da su içme ihtiyacı
oluşturabilirsiniz. Bu uygulamalardan sonra da atı çeşmenin başına götürürseniz
bu kez de hayvan kanmadan sudan başını kaldırmayacaktır. İnsan içinde bilgiye
ulaşmayı ihtiyaç haline getirebilirseniz insan o bilgiye kendi çabaları ile tüm
yolları deneyerek ulaşacaktır. Yine sesli düşünelim. Örneğin, “Hiç su içmeden yaşamını sürdürebilen canlı
var mıdır?” diye bir soru ile karşılaşsanız. Soru sizde bu bilgiye ulaşma
ihtiyacı yaratmışsa ansiklopedilerden, bilgi iletişim araçlarından ya da yapay zekâ
gibi araçları kullanarak bu bilgiye ulaşmaya çalışacağınız neredeyse kesin
gibidir. O zaman şu yargıya varabiliriz. İnsana bir şeyi, bir bilgiyi, bir
beceriyi, davranışı, değer duygusunu öğretmek istiyorsanız ihtiyaç
hissettirmeniz gerekir.
J. Piaget diyor ki: “İnsan kişisel
yaşantı yoluyla öğrenir.” Yani öğreneceği şeyin denemesini yapması gerekir ki
öğrenebilsin. Piaget’e göre bir evde yanan bir soba ve 3 yaşında da bir çocuk
varsa anne baba, evdeki büyükler bu çocuğa ne kadar “Bak elini sobaya dokundurursan
elin yanar.” derlerse desinler. Çocuk ancak sobaya elini değdirir ve eli
yanarsa işte sobanın elini yakacağı bilgisini o an öğrenir. Diye söylüyor. Bu
durumda Piaget e göre bir yargıya varacak olursak “Bireyler kişisel deneyim
yoluyla öğrenirler.” diyebiliriz.
Lev
Semyonoviç Vygotsky, Bir Sovyet psikologdur. Gelişim psikolojisi ve eğitim
psikolojisi alanlarında yaptığı çalışmalarla tanınır. Vygotsky de çocuk “Bir rehber veya çevre desteği
ile çalıştığında çocuktaki öğrenme daha fazla olacak
potansiyel beceri bilgi daha fazla ve rahat biçimde ortaya çıkacaktır.” Diye
söyler. Yani Vygotsky’e göre “Yüzme bilmeyen bir insanı denize atarsanız
boğulur.” Bu bilgiyi insanın öğrenmesi için insanın illa boğulması gerekmez. Bu
çevrede oluşmuş bir bilgidir ve insanlar bu bilgiyi çevreden alırlar. Yine Vygotsky
ye göre “Sel yatağına ev yapılmaz. Yaparsanız o evi sel alır.” İnsanların bu
bilgiye ulaşmaları içinde sel yatağına ev yapmaları ve o evi de selin yıkması
gerekmez. Buradan da şu yargıya varabiliriz. İnsanlara her şey, bilgi beceri
davranış değer duygusu vb. öğretmek için illaki kişisel tecrübe etmelerine
gerek olmayabilir. Çevrede edinilen bilgilerde bu öğrenmeyi sağlayabilirler.
İsmail Mahir Efendi, köylünün eğitilmesi
gerektiğini ilk söyleyen eğitimcilerimizden birisidir.
Pestallozi
, ‘’El ile Bilinci’’ birlikte geliştirmek, “iş ile eğitimi” birleştirerek ve
yaparak yaşayarak eğitmek temel alınırsa yoksul köylü refaha kavuşabilir diyordu.
Kerschensteiner, eğitim toplum yararına
olmalıdır diyor ve iş okulu kavramını geliştirmek lazım diyordu..
John Dewey, aletçilik olarak bilinen
felsefe akımının kurucusu kabul edilir. Mustafa Kemal Atatürk tarafından davet
edilmiş ve kendisinden bir rapor istendiğinde, ülke nüfusunun 13 milyon
olduğunu bu insanların da 11 milyonunun köylerde yaşadığını gören Dewey sunduğu
raporda köylünün eğitilmesine işaret etmiştir.
Tonguç
da, “Kanımızı ve iliklerimizi isteyerek köyün içine akıtmadıkça,
kırk bin köyün kenarına münevver (aydın) insanın mezar taşı dikilmedikçe, bu
köyün sırlarını anlayamayız. Köyü anlayabilmek, duyabilmek için onunla kucak
kucağa, nefes nefese gelmek lazımdır. Onun içtiği suyu içmek, yediği bulguru
yemek, yaktığı tezeğin ifade ettiği sırları sezebilmek ve yaptığı işleri
yapabilmek gerekir. Bizim köyün ne olduğunu evvela büyük alimler, artistler
değil kahramanlar anlayacaklar, sonra alimlere ve sanatkârlara anlatacaklardır.”
"Elimden
gelse bütün dünya okullarının programlarına insanın insanı sömürmemesi
adlı bir
ders koyardım." demektedir.
İsmet İnönü, Mustafa Necati, Reşit
Galip, Saffet Arıkan, Hasan Ali Yücel gibi isimlerin hepsi de köylünün
eğitilmesi konusuna yürekten inanmış insanlardı.
Bu
konuya yürekten inanmış asıl birisi vardı ki O ta Sakarya meydan savaşı
sırasında çadırında iki gün iki gecede çok etkilenerek Reşat Nuri Güntekin’in
Çalıkuşu adlı kitabını gözlerini ıslattığı mendillerle sile sile bitirmiş, bitirdiğinde
de “Cidden muvaffak olmuş. Şu barış kurulsa da memleketin sosyal yaralarını
tedaviye başlasak.” diyen Mustafa Kemaldir. Mustafa Kemal’i etkileyen
kitaplardan birisi de Grigory Petrov tarafından yazılan Beyaz Zambaklar Ülkesi
adlı kitap olmuştur. Özellikle “ Bataklık mı, Zambaklık mı? Sorusunun da etkili
olduğu düşünülmelidir.
Köy enstitüleri sisteminin kurulmasında
ve uygulamalarından yukarıda sayılan eğitimci ve yöneticilerin hepsi ilerletici
güç olmuştur ve bu güçle 21 merkezde: İzmir Kızılçullu (1937), Eskişehir
Çifteler (1937), Kırklareli Kepirtepe (1938), Kastamonu Gölköy (1938), Malatya
Akçadağ (1940), Samsun Akpınar (1940), Antalya Aksu (1940), Kocaeli Arifiye
(1940), Trabzon Beşikdüzü (1940), Kars Cılavuz (1940), Adana Düziçi (1940),
Isparta Gönen (1940), Kayseri Pazarören (1940), Balıkesir Savaştepe (1940),
Ankara Hasanoğlan (1941), Konya İvriz (1941), Sivas Pamukpınar (1941), Erzurum
Pulur (1942), Diyarbakır Dicle (1944), Aydın Ortaklar (1944), Van Ernis (Erçiş)
(1948). Enstitüler açılmıştır.
Köy Enstitüleri müfredat içeriği, insan
temelli yönetim anlayışı ile liyakatli yönetici, öğretmen, usta öğretici ve tüm
çalışanlarıyla, ortaya konulan eser ve yetiştirdiği binlerce lider özellikli
öğretmenle eğitim tarihimizde önemli
görevler yaparak yerini almış, gururla anmayı sürdüreceğimiz ve aydınlanma
ülküsü açısından da hep örnek alacağımız bir sistemler bütünüdür.
Kuruluşunun
86. Yılı Kutlu olsun. 17.04.2026 Hıfzı Yetgin
18.4.26
yetginhoca1


0 yorum:
Yorum Gönder