15 Mayıs 2026 Cuma

BÜYÜK ÖNDERİ ANIYORUM. GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZI KUTLUYORUM

             MİLLİ KURTULUŞ SAVAŞIMIZ, İKİ ÖRNEK OLAY VE HİÇ UNUTULMAMASI GEREKEN BİR BÜYÜK ÖNDER

        Ulusal Kurtuluş Savaşımızın önderi Mustafa Kemal ile ilgili iki örnek olay anlatacağım. Ve bu iki olayı anımsayarak da Büyük Önderi Anacağım ve Gençlik ve Spor Bayramımızı da kutlayacağım.

     19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Samsun’da telgraf memur yardımcısı olan Ahmet Remzi Coşkuner anlatıyor:

       “Askerlik görevimi yaparken eğitimim olması nedeniyle telgrafhanede görev verilmişti. 1918 yılı sonlarında Mondros Mütarekesi ile birliğimiz dağıtıldı. Fransız işgali altında olması sebebiyle memleketim Hatay’a gidemedim. Arkadaşlarımın önerileri üzerine Samsun’a gittim. Telgrafhaneye başvurarak maniple denilen aleti ve mors alfabesi bildiğimi ve askerlik sırasında telgrafhanede çalıştığımı söyleyince kadro olmadığı halde ihtiyaç nedeniyle beni telgraf memur yardımcısı olarak görevlendirdiler. O gün Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a geldiğini duyan halktan çok az da olsa bazıları ” Fes kapmaya gelmiş biridir.” diyorlardı. O zamanlar fes kapma deyimi, memleketi düşünmeden bir mevki elde etmeye çalışmak anlamında kullanılıyordu. 19 Mayıs akşamı Samsun telgrafhanesinde nöbetçiydim. Gece hava yağmurlu ve elektrik yüklü idi. O zamanlar paratoner sistemi olmadığı için telleri toprağa vermiştim. Kapı nöbetçisi koşarak geldi ve Mustafa kemal Paşa geliyor dedi. Mustafa Kemal Paşa ciddi ve güven veren bakışları ile odamıza girdi. Ayağa kalktım.

       -Buyurun Paşam! dedim.

       -Derhal Havza ve Amasya ile görüşmem gerekiyor! dedi.

      -Hava elektrikli. Telleri toprağa verdik. Sizi görüştüremem, dedim.

-Mustafa Kemal Paşa ciddileşti. Kararlı bir ses tonuyla ”Çocuk bu görüşme vatanın kurtuluşu ile ilgilidir. Muhakkak görüşeceğim. Bir elini makineye koy, diğerini ben tutacağım, yıldırım çarparsa seni de çarpar beni de! dedi.

    -Ama Paşam! dedim.

    -Ya ölürüz ya da vatan kurtulur! dedikten sonra ceketinin cebindeki ipek mendili çıkartıp maniplenin üstüne koydu. Benim için telleri devreye sokmaktan başka çare kalmamıştı. Elimi bırakması için yaptığım ısrarlara aldırmadı ve elimi bırakmadı. Önce Havza’yı aradım. Hemen cevap geldi. Nöbetçi memur Kemal Paşa’dan emir beklediklerini söyledi. Paşa şifreli bir not verdi. Yazdım. Gelen şifreli cevaba elimi bırakmadan baktı, alelacele bir şeyler yazdı. Onu da Havza’ya ilettim. Sonra Amasya ile de şifreli bir görüşme yaptı. Sonra elini sırtıma koydu ve ‘’Oh, çok şükür önemli bir görev başardık.” Dedi ve yanındaki arkadaşlarıyla  birlikte gitti.

        Yağmurlu ve o soğuk gecede aptallaşmıştım. Ter içinde kalmıştım. Oturduğum yerden uzun süre kalkamadım. Mustafa Kemal Paşa hayatını ortaya koyuyordu. Fes kapmaya gelmiş birisi olamazdı. O bir vatanperverdi. Herkese olanları anlatmaya başladım. Bakın 19 Mayıs Samsun’da ilk gün yaşanılanlar ve ölümüne kararlı bir komutan.

     İkinci olayda savaşın kazanıldığı günlerde gerçekleşti.

    2 Eylül 1922 Uşak ili Çalköy mevkiinde Yunan Orduları Başkumandanı General Nikolaos Trikopis 300 Subay ve 5000 askeriyle birlikte Dadaylı Albay Halit Bey tarafından esir alındılar. Esirler önce  Kurmay Başkanı Asım Gündüz  Paşa’nın önüne getirildiler.    

     Asım Paşa’nın  Davudi sesi her yerden duyuluyordu.

    -Şimdi ben sizi düzenli bir ordunun subay ve askerleri olarak mı değerlendireceğim, yoksa bir çapulcu grubun eşkıyaları olarak mı değerlendireceğim? Ne işiniz vardı benim yurdumda! diye  esir subay ve askerleri  azarlıyordu.

     Sakallı Nurettin Paşa eli kılıcının kabzasında sinirli olduğu belliydi.

     İsmet Paşa dişlerini sıka sıka fırsat bulsa Trikopisi tokatlayacak  o durumda hızlı hızlı ileri geri yürüyerek sinirlerini yatıştırmaya çalışıyordu.

      Fevzi Paşa, o sakin paşanın ikide bir eli silahına gidip geliyordu. Ordu komuta heyeti çok gergindi. Trikopis ağlamaklı Yunan subay ve askerlerin hepsinin yüzü yerde büyük bir korku ve panik içindeydiler. Derken karargaha Mustafa Kemal Paşa geldi. Doğrudan Trikopis’ in yanına gitti. Elini uzattı.

       -Sizi vicdanınız yargılayacaktır. Vicdanınıza karşı görevimi yaptım, diyebiliyorsanız ona karışamam. Ama tarihte çok büyük kumandanlar da esir düşmüşlerdir. Mesela Napolyon… Tarih bunları yazar. Şimdi artık bizim konuklarımızsınız.  Rahat olun, dedi.  Trikopis’in gözlerinden yaş süzüldü. Ve Mustafa Kemal’e hitaben

      -Beni karargahımdaki yaverlerim bile terk ederek kaçtılar. Bu davranışınız  ne büyük bir yüceliktir, dedi. Mustafa Kemal, İsmet Paşa’ya döndü.

      -İsmet Paşam konukların istirahatlerini sağlayın, dedi. Ve ardından Trikopis’in İstanbul’da bulunan eşine hemen bir telgraf çekilmesini eşinin sağlığının iyi olduğunun bildirilmesini istedi. Telgraf çekildi. Dünya savaş tarihinde ender görülen bir uygulamaydı.

       Nitekim yıllar sonra İngiltere Kralı VIII. Edward'ın 1936 yılında Türkiye ziyareti sonrası Londra'da bilim insanları ve tarihçilere verdiği yemekte, yemeğe katılanlardan Mustafa Kemal ile ilgili ne düşündüklerini sorduğunda psikalizin kurucusu S. Freud söz almış Atatürk hakkında,” Mustafa Kemal insanlığın sanatçısıdır. Gelmiş geçmiş en büyük asker ve devlet adamıdır. Savaştığı komutanlara ve esir askerlere ve ülkesini işgal etmiş bir ülkenin bayrağına bile saygı göstermiş bir büyük insandır. Ayrıca, çağdaşlaşma, kadın hakları, bilimsel tutumu ve emperyalizme karşı duruşuyla da büyüklüğünü pekiştirmiştir.” demiştir.

      Bu iki olayı anımsadığımda Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ile duyduğum gurur her defasında artarak çoğalır.

 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun.

                                                                            Hıfzı YETGİN

0 yorum:

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Premium Wordpress Themes