13 Temmuz 2026 Pazartesi

GEÇMİŞİMİZE SAHİP ÇIKARILMADIK

 GEÇMİŞİMİZE SAHİP ÇIKARILMADIK

Bizim dışımızda her Ulus ürettiğine de ortaya koyduğu eserine de sahip çıkıyor. Gittiğim her ülkede canım acıyarak geziyorum. İngiltere’de de eşyalar ve evler dâhil hep koruyorlar. Her taraf tarihi eser gibi. Köyler farklı olabilir diye düşünüyordum oralarda da aynı. Önce ailede küçük yaştan herkes herkese her adımda aile, köy, ilçe il tarihi ile ilgili bilgiler aktarıyorlar. Aile, soy kütüğü ile sık sık çocuklara hikâyeler anlatıyorlar. Anımsıyorum Nenem bizleri köyde her akşam bir eve götürür orada uzannama (masal) dinlettirirdi. Bazı akşamlarda da başka ailelerin çocukları neneleri ile bizim eve gelirlerdi. O akşam da nenem uzannama anlatırdı. Kül çöreği gömülür kızılcık ekşisi, ekşi elma ekşisi ve bazen de pekmez eşliğinde muhteşem anıları biriktirdiğimiz akşamlar yaşardık. Annemin torunlarına bir kaç kez dışında uzannama anlattığına tanık olmadım. Çünkü yaşam koşulları bizleri farklı farklı yerlere konuşlandırmıştı. Ben ve eşim de torunlarımıza uzannama anlatamadık. Ulus olarak bu evrilmelerde biz aile bağlarımızı güçlendiremedik.

İngiltere’de gittiğimiz her yerde dikkatimi çeken hususlar şunlar. Bar ve publardaki masanın üzerine yazmışlar. 1871 de yapılmıştır. Bizde olsa çoktan ya yakmıştık ya çöpün yanına koymuştuk. 1978 de Ankara Sitelerden bir vitrin ve yemek masası ile sekiz sandalye almıştık. Adam o zaman  "hoca bak sandalyelerin sırtlıklarını ve vitrinlerin taçlarını tek tek elimle işledim, oyma kayın ve ceviz" demişti. Biz en son Antalya’ya geldiğimizde bu mobilyamızı sağını solunu desteklemek suretiyle bir iki yıl daha kullandık. En sonunda vermek istediğimiz belediye dâhil kimse almak istemeyince çöpün yanına bırakmıştık. O zamana kadar beş kez il, her ilde de ikişer kere ev taşıyınca güzelim vitrin, masa ve sandalyelerimiz sağa sola sallanmaya başlamışlardı. Buraları görünce içim acıdı. Buralara imrendiğimden değil. Bizim de biraz daha geçmiş bilincimizin olmasına duyduğum özlemden. Darısı başımıza diyeceğim ama boşuna hayal gördüğümü, yerde yatıp minare kadar rüya olamayacağını yaşayarak öğrendim. Artık biliyorum. Bizde taş üstünde taş kalmayacak.

Umut Ege ile sabah sohbetinde Umut Ege,

-Dede biliyor musun? Doğru müzik dinlersen doğru insan yanlış müzik dinlersen de yanlış insan olursun dedi.

-Ya gerçekten doğru, biz klasik müziğin öne çıkarıldığı yıllarda Türk beşlerinin eserlerini dinlerken, Muzaffer Sarısözen, İhsan Ozanoğlu sonraları o güzelim yurttan Sesler korolarını dinlediğimiz zamanlarda mutluyduk. Umutluyduk. Sabahları günaydın programlarında Ahmet Gazi Ayhan, Nezahet Bayram, Nida Tüfekçi, Zehra Bilir, Nuri Sesigüzel sonrasında Arif Sağ, Musa Eroğlu, Yavuz Top, Müzeyyen Senar dinlerken yani kendi müziğimizi yaygın dinlediğimiz zamanlarda siyasal olarak da ekonomik olarak da iyiydik. Ne zaman türedi müzikler yaygınlaştı. Başka başka tabansız temelsiz müzikler türedi. Yani müzik bozuldu. Başımıza ekonomik, siyasi, kültürel sürü sürü kötülükler geldi. Sonra da her adımlarıyla, istemezükçülük, butlancılık ve yuşuşamakcılıklarla… mevcudu destekleyen muhalif liderlerimiz türedi. Kimi dehşetli muhalifmiş gibi görünerek, kimi yan cebime koyculuğa soyunarak ama her koşulda müesses nizamın askerliğini yaparak halkın sürünmesini sağlıyorlar.

“Zavallılaştırılmış” halkımızın da kimisi şucu kimisi bucu, kimileri  de şucucu bucucu çizgilere yürekten inanarak bir birleriyle savaşıp duruyorlar. Neyse geçmiş olsun. Herkes sağlığını korusun.

                                                                  13.07.2026 Brigthon Hıfzı Yetgin


0 yorum:

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Premium Wordpress Themes