30 Ocak 2026 Cuma

CAHİL OLDUĞUMUZU ANLAYAMAMAK

         CAHİL OLDUĞUMUZU ANLAYAMAMAK

Bilgiyi cezalandırırsanız, küçümserseniz insanların bilinçaltlarına cehaletin iyi olduğunu önermiş olursunuz. Söz gelimi kitapları suç aracı sayar radyo ve televizyonlarda bunları sergilerseniz. Bunu yaparak cehalet iyidir demiş olursunuz. Yine “Biz okumuş insandan korkarız.” derseniz yine bunu insanlara önermiş olursunuz. Yakın tarihimize bakarak bazı saptamalar yapabiliriz.

Köy gençlerini enstitülere alıp oralarda çağın klasiklerini okutursanız. Onları eğitim, tarım, sağlık alanlarında bilimsel bilgi ile buluşturursanız bunun toplumda bir yansıması olur.

Peki, nasıl bir yansıma olur ?

Gençlerde bir uyanış başlar. Aydınlanma gelişir.

        Anayasanıza düşünce ve örgütlenme ile ilgili haklar yazarsanız (61 Anayasası) bunun da bir yansıması olur. Ki olmuştur. Anayasanın sağladığı özgürlükler ve örgütlenme hakları toplumun tüm kesimlerinde karşılık bulmaya başlamıştır. O günün koşullarında çok önemli özgürlükler, halk kitlelerince keşfedildikçe kullanılmaya başlanmıştır. Kitap okuma oranı hızlıca yükselmiştir.

Sendikal örgütlenmeler, gençlik örgütlenmeleri, kooperatifçilik, mesleki örgütlenmeler hızla yükselmiştir. Bu gelişmeler nüfusa göre patlama düzeylerine ulaşmaya başladıkça da bu durumu kendileri için tehlike görenler tıpkı Köy Enstitüleri’ndeki aydınlanmacı gelişmeyi nasıl durdurdularsa yine de boş durmadılar. 12. Mart’la başladıkları hakları kısma ve halkı baskı altına çabaları 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz ve sonrasında yaşadıklarımızla devam etmiştir.

Sonuç ne oldu?

Cahil kalmak iyidir. Demesek de diyorum ama onu bile söyleyen yetkililerimiz oldu. Devamla “taşımalı eğitim” projeleriyle öğretmenlerin köyle ilişkileri kesilerek neredeyse kasabalara kadar uzanan şube ve bölümleri açılan hocasız üniversiteler ile her mahallede birkaç tane olmak üzere açılan din ve mezhep kurslarıyla müfredatımıza seçmeli ders adıyla başlatılıp fiiliyatta zorunlu ders durumuna getirilen Kur’an-ı Kerim, Dini Bilgiler, Peygamberin Hayatı ve Sosyal Bilgiler ile tarih müfredatlarının içi boşaltılarak da oralara eklemlenen mezhepçi “İslâmTarihi” konularıyla cahil  bırakıldık.

 Şimdi son evreye geçiş hazırlıkları yapılmaktadır. Başkanlıklar, Diyanet İşleri ve Bakanlıkların toplu girişimleriyle kendi mahallelerindeki tacizler, tecavüzler ‘’bir kereden bir şey olmaz” sözleri ile açıktan teorileştirilirken çağdaş tüm kurumların okuttukları kitaplardan, giysilerine varana kadar her uygulamalarına müdahale edilerek çağdaş her kurum en ufak olumsuzlukları basın yayın organları ve iletişim araçlarıyla “habbe kubbeleştirilerek” değersizleştirilmeye çalışılacaktır.

Bunun sonucunda da bir süre sonra toplum artık cahil kaldığını bile anlayamaz duruma getirilecektir.

     Çözüm; kalıcı haklar, kamucu kurumlar ve örgütlü toplum için Ülkemizin ve hepimizin güçlü, iyi planlanmış ulusal, halkçı-devrimci bir ittifaklaşmaya ihtiyacımız bulunmaktadır.

Her koşulda etnik köken, mezhep, ırk ve inanç baz alınmaksızın , ezilenlerin birliği temelinde halk güçleri birleşerek ve Cumhuriyet Devrimi’ne sahip çıkarak, birlikte mücadelenin yolları bulunarak bu saldırılar püskürtülebilir. Ardından ulusal, demokratik ve halkçı reformlarla cumhuriyet devrimi geliştirilebilir.

Değilse. Geçmiş olsun. 28.01.2026 Hıfzı Yetgin

0 yorum:

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Premium Wordpress Themes