GYGES’İN BULDUĞU YÜZÜK VE DEMOKRASİ
Gyges,
Lidya kralının hizmetinde çok dürüst,
adaletli ve çalışkan bir çobandır. Günün birinde
koyunları otlatırken bir deprem olur. Toprakta çatlaklar ve yarıklar oluşur. Büyükçe yarığın içine inen
meraklı Gyges, orada bir altın yüzük bulur. Yüzüğü
parmağına takar. O anda Gyges için bu
yüzük altındır ama sıradan bir yüzüktür. Çobanlar her ay sonunda kralı
bilgilendirmek ve talimatlarını almak için sarayda toplanmaktadırlar. Gyges
toplantıya parmağında yüzükle gider.
Toplantı
sırasında konuşmalar uzadıkça ve sıradanlaştıkça Gyges parmağındaki yüzükle
oynamaya başlar. Gyges oynarken yüzüğün taşını farkına varmadan avucunun içinde
çevirir. Yüzük taşı avucunun içine çevrildiğinde Gyges görünmez olmaktadır. Taş
elinin üzerine geldiğinde ise tekrar görünür duruma gelmektedir. Gyges ve
yanındakiler bu duruma çok şaşırırlar. Gyges yüzüğün tılsımını keşfettikten
sonra üzerinden hem kralın hem toplumun denetiminin kalktığını, bu farklılığın
kendisine pek çok alanda kontrolsüz “hareket özgürlüğü “ sağladığını hisseder.
O dürüst,
adaletli ve çalışkan çobanda hızlı değişiklikler oluşmaya başlar. Yaşantılar
çoğaldıkça Gyges kendisine bir hareket tarzı planlar ve görünmez olarak saraya
girer. Yüzüğün sağladığı bu farklılıkları kullanarak kraliçeyi baştan çıkarır.
Kraliçe ile birlikte olmaya başlarlar. Kraliçenin de desteği ile ikisi birlikte
kralın ölmesini (öldürerek) sağlarlar ve kendisini kral ilan eder.
Gyges
yüzüğün kendisine sağladığı ayrıcalığın yanı sıra gücüne bir de kral gücünü
ekleyince artık 'her istediğin, hiç çekinmeden hiçbir baskı da hissetmeden
ahlak, adalet ve dürüstlük gibi kavramlara da uymak gibi bir zorunluluğu
olmadan pervasızca uygulamalar yapmaya başlamıştır. Ve bunları da hiç kimse
görememektedir.
Görünmez
olununca insan doğası hemen devreye girecek ve doğa gereği üzerine toplum ve
çevre denetimini hissetmemeye, ahlak, hukuk vb. kuralların kendisi için de
uygulanabileceğini düşünmemeye başlarsa acaba neler yapabilir? Bunun
düşünülmesi gerekir.
Yaptıklarımın
sonucuna katlanma zorunluluğum kalmamışsa işlediğim bir kusur, kabahat veya
suçtan bir uyarı, kınama veya ceza almayacaksam hele hele yakalanma diye bir
derdim de kalmamışsa, ayıplanma, dışlanma gibi korkularda ortadan kalkmaktadır.
O zaman da dürüstlük, adalet, hak, hukuk, eşitlik gibi kavramlarda bireyde
karşılık bulmamaktadır. Bu konuda Chris
Horner ve Emrys Westacott insanlar için "Kimse mecbur olmasa ‘ahlâklı’ davranmaz!” diyorlar.
O zaman
bir soru ile şu önermede bulunabiliriz.
O halde
hak, hukuk, adalet, eşitlik, ahlak gibi şeyler oynamak zorunda kaldığımız
roller midir? Bu oyundaki rollerimiz, toplumda yer bularak yaşamak için
ödediğimiz bedeller midir?
Gücü elinde
bulunduranların ahlakı ile güçsüzlerin ahlakı aynı mıdır? Trump ile Demirtaş
aynı ahlak ölçülerinin sahibi midirler? Birisinin sana “enstrüman”
çaldırmayacağım demesi suç oluştururken ötekinin her şeyine el koyacağım demesi
nasıl kabul görmektedir? Gyges örneğine bakarak bu soruya yanıt vereceksek
gücümüz arttıkça görünmezliğimiz de çoğalmaktadır. Görünmezliğimiz ne kadar
çoğalırsa “yakalanma “ riskimiz de o kadar azalmaktadır. Platon, bir yazısında
şöyle söyler: “Haksızlıktan şikâyet
edenler, haksızlığa uğrayanlardır.” Eğer güçleri yetseydi, haksızlık etmek
fırsatını bulan herkes, haksızlık ederdi.” Dünyada bunca yaşanmışlık
gözümüzün önündeyken gel de Platon’a hadi ordan diyebilirsen de bakalım. Bir de
ezilenlerin milletinden olanlara
soralım. 2026 nın dünyasında güçlü mü olmak istersin haklı mı?
Şimdi bir soru ile bir önermede daha bulunma zamanı geldi. Nedir o?
Hak, hukuk, ahlak, yasalar, “gelenekler”… İnsanlara boyun eğdirmek için efendilerin belirlediği bir kurallar bütünü müdür? Ya
da uygulama gücün varsa bu hak, hukuk, adalet ve “gelenekler”…Efendilerin de
istedikleri her şeyi yapmaya kalkışmalarını engellemenin bir yolu olabilir mi?
Özetle
devlet aygıtı, onun kurumları ve kuralları herkesi haksızlık
yapmaktan uzak tuttuğu, eşitlik duygusunu hissettirdiği ve saygınlaştırma
oranları ne kadar insan merkezli ise yani kölenin haklarını ne kadar koruyorsa
her şeye rağmen insan için en iyisi o olacaktır. Çünkü; birisinin sınırını aşıp
ötekisine parmak sallamasına bu kurallar yine de sınır çizer. İşte efendiye
sınır çizebilme gücü ne kadar fazlaysa demokrasiniz de o ölçüde demokrasidir.
02.02.2026 Hıfzı Yetgin
2.2.26
yetginhoca1


0 yorum:
Yorum Gönder