2 Şubat 2026 Pazartesi

GYGES’İN BULDUĞU YÜZÜK VE DEMOKRASİ

       GYGES’İN BULDUĞU YÜZÜK VE DEMOKRASİ

      Gyges, Lidya kralının hizmetinde çok dürüst, adaletli ve çalışkan bir çobandır. Günün birinde koyunları otlatırken bir deprem olur. Toprakta çatlaklar ve yarıklar oluşur. Büyükçe yarığın içine inen meraklı Gyges, orada bir altın yüzük bulur. Yüzüğü parmağına takar. O anda Gyges  için bu yüzük altındır ama sıradan bir yüzüktür. Çobanlar her ay sonunda kralı bilgilendirmek ve talimatlarını almak için sarayda toplanmaktadırlar. Gyges toplantıya parmağında yüzükle gider.

Toplantı sırasında konuşmalar uzadıkça ve sıradanlaştıkça Gyges parmağındaki yüzükle oynamaya başlar. Gyges oynarken yüzüğün taşını farkına varmadan avucunun içinde çevirir. Yüzük taşı avucunun içine çevrildiğinde Gyges görünmez olmaktadır. Taş elinin üzerine geldiğinde ise tekrar görünür duruma gelmektedir. Gyges ve yanındakiler bu duruma çok şaşırırlar. Gyges yüzüğün tılsımını keşfettikten sonra üzerinden hem kralın hem toplumun denetiminin kalktığını, bu farklılığın kendisine pek çok alanda kontrolsüz “hareket özgürlüğü “ sağladığını hisseder.

O dürüst, adaletli ve çalışkan çobanda hızlı değişiklikler oluşmaya başlar. Yaşantılar çoğaldıkça Gyges kendisine bir hareket tarzı planlar ve görünmez olarak saraya girer. Yüzüğün sağladığı bu farklılıkları kullanarak kraliçeyi baştan çıkarır. Kraliçe ile birlikte olmaya başlarlar. Kraliçenin de desteği ile ikisi birlikte kralın ölmesini (öldürerek) sağlarlar ve kendisini kral ilan eder.

Gyges yüzüğün kendisine sağladığı ayrıcalığın yanı sıra gücüne bir de kral gücünü ekleyince artık 'her istediğin, hiç çekinmeden hiçbir baskı da hissetmeden ahlak, adalet ve dürüstlük gibi kavramlara da uymak gibi bir zorunluluğu olmadan pervasızca uygulamalar yapmaya başlamıştır. Ve bunları da hiç kimse görememektedir.

Görünmez olununca insan doğası hemen devreye girecek ve doğa gereği üzerine toplum ve çevre denetimini hissetmemeye, ahlak, hukuk vb. kuralların kendisi için de uygulanabileceğini düşünmemeye başlarsa acaba neler yapabilir? Bunun düşünülmesi gerekir.

Yaptıklarımın sonucuna katlanma zorunluluğum kalmamışsa işlediğim bir kusur, kabahat veya suçtan bir uyarı, kınama veya ceza almayacaksam hele hele yakalanma diye bir derdim de kalmamışsa, ayıplanma, dışlanma gibi korkularda ortadan kalkmaktadır. O zaman da dürüstlük, adalet, hak, hukuk, eşitlik gibi kavramlarda bireyde karşılık bulmamaktadır. Bu konuda Chris Horner ve Emrys Westacott insanlar için "Kimse mecbur olmasa ‘ahlâklı’ davranmaz!” diyorlar.

O zaman bir soru ile şu önermede bulunabiliriz.

O halde hak, hukuk, adalet, eşitlik, ahlak gibi şeyler oynamak zorunda kaldığımız roller midir? Bu oyundaki rollerimiz, toplumda yer bularak yaşamak için ödediğimiz bedeller midir?

Gücü elinde bulunduranların ahlakı ile güçsüzlerin ahlakı aynı mıdır? Trump ile Demirtaş aynı ahlak ölçülerinin sahibi midirler? Birisinin sana “enstrüman” çaldırmayacağım demesi suç oluştururken ötekinin her şeyine el koyacağım demesi nasıl kabul görmektedir? Gyges örneğine bakarak bu soruya yanıt vereceksek gücümüz arttıkça görünmezliğimiz de çoğalmaktadır. Görünmezliğimiz ne kadar çoğalırsa “yakalanma “ riskimiz de o kadar azalmaktadır. Platon, bir yazısında şöyle söyler: “Haksızlıktan şikâyet edenler, haksızlığa uğrayanlardır.” Eğer güçleri yetseydi, haksızlık etmek fırsatını bulan herkes, haksızlık ederdi.” Dünyada bunca yaşanmışlık gözümüzün önündeyken gel de Platon’a hadi ordan diyebilirsen de bakalım. Bir de ezilenlerin  milletinden olanlara soralım. 2026 nın dünyasında güçlü mü olmak istersin haklı mı?

Şimdi bir soru ile bir önermede daha bulunma zamanı geldi. Nedir o?

           Hak, hukuk, ahlak, yasalar, “gelenekler”… İnsanlara boyun eğdirmek için efendilerin belirlediği bir kurallar bütünü müdür? Ya da uygulama gücün varsa bu hak, hukuk, adalet ve “gelenekler”…Efendilerin de istedikleri her şeyi yapmaya kalkışmalarını engellemenin bir yolu olabilir mi?

         Özetle devlet aygıtı, onun kurumları ve kuralları herkesi haksızlık yapmaktan uzak tuttuğu, eşitlik duygusunu hissettirdiği ve saygınlaştırma oranları ne kadar insan merkezli ise yani kölenin haklarını ne kadar koruyorsa her şeye rağmen insan için en iyisi o olacaktır. Çünkü; birisinin sınırını aşıp ötekisine parmak sallamasına bu kurallar yine de sınır çizer. İşte efendiye sınır çizebilme gücü ne kadar fazlaysa demokrasiniz de o ölçüde demokrasidir. 02.02.2026 Hıfzı Yetgin

0 yorum:

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Premium Wordpress Themes