19 Ekim 2023 Perşembe
CUMHURİYETİMİZ 100 YAŞINDA
14 Temmuz 2023 Cuma
TARİHE İLERİ ZAMANLARDA UNUTULMASIN DİYE DÜŞMEK İSTEDİĞİM NOT
*EMEKLİLERİN KARA GÜNÜ 13 TEMMUZ 2023
Emekli yurttaşlarımız 13 temmuz 2023 tarihini iki noktadan kolay
unutmayacaklardır. 1." 65 yılın en sıcak günü," 2. "maaşlarının alım gücü %120 gerilemişken
%25 lik bir artışa karşı ağız açacak hallerinin bile kalmamış olmasıdır". Beş yıl sonra bugünkü emeklilerin % 50 si zaten
aramızda olmayacak. Kalan %50 nin de yarısı demans ve alzaymırla uğraşır durumda olacak ve döngü kaldığı yerden hep tekrar edecek... Geçmişte en azından artışlar herkesle aynı oranda yapılırdı. Yani bir
kesime %50 artış yapılmışsa emeklilere de %50 olurdu. Kapitalist
sistemin siyasal yapıları da gide gide artı değer üretenlerle üretmeyenler
arasında tercihler geliştirdi. Üretimin dışındaysan benim ilgi alanımın da
dışındasın anlayışı alenen hissettirilmeye başladı. İşte o nedenledir ki emekliler Benim bildiğim son elli yılda ilk kez negatif bir ayrımcılıkla karşılaştılar. Ama emeklilerin örgütsüzlüğü ya da
mevcut örgütlerin güçlerini hissettirememesi nedenleriyle bugün Memurlara
%74-%86, İççilere %46 Asgari Ücrete %34 zam yapılırken
emeklilere zaten düşük olan maaşlarına sadece %25 yapıldı. Seyyanen de bir kuruş dahi verilmedi. Haksızlık olduğunda
herkes hemfikir. Geçmişler olsun. Hiç mecali yokken bile hiç olmazsa
%34 verelim diyen CHP ile daha grubunu yeni kurmuş
Saadet Partisi grubunun da hiç olmazsa seyyanen 8.000 tl verelim demesini takdirle
karşıladım. Sayın Bahçeliden çok umutlanılmıştı.
Umutlar boşa çıktı. MHP de çekimser kalmakla en azından
%25 şi kabullenmediğini hissettirmekle yetindi. O da bir tavır.
Özetlersek emekliler bu seçimlerden en küçük kazanım elde edemeden çıktılar.
Sonrasında da çok zor günlerin başladığını biliyor olmanın verdiği bir gerginlik ve şaşkın içindeler. Evet önümüzdeki beş yıl tüm emekliler için şimdiye kadar hiç yaşamadıkları zorlukların yılları olacak. Demans olmayanların hatırlamalarını dilerim. Herşeyin hayırlısı...hyetgin 13.07.2023
28 Haziran 2023 Çarşamba
23 Haziran 2023 Cuma
4 Haziran 2023 Pazar
NE TARAFTAN SAYARSAN SAY TOPLAM SEKİZ TAŞ EDİYOR NASIL?
NE TARAFTAN SAYARSAN SAY TOPLAM SEKİZ TAŞ EDİYOR NASIL?
HANGİ YÖNDEN SAYARSAN SAY TOPLAMDA SEKİZ TAŞ OLUYOR ?
NOT. Bir
tahtaya veya kartona veya toprağa bu şekilde bir tablo çiz. Tabloda her kareyi
havuz olarak adlandıralım. Havuzların içerisine tabloda görülen sayılarda taş
bırakalım. Ve Bu hali ile tabloda görülen taşları A
havuzundan
harflerin gidiş yönüne doğru sonrada yine A
havuzundan başlayarak tersi yönde saydığımızda her sıradaki taşların
toplamlarının sekiz taş olduğunu görürüz. Şimdi ortadaki havuzdaki toplam 6
taşı da aşağıda verdiğim yönergelere göre yerleştirdiğimiz de yine de
havuzlardaki taşları topladığımızda sayıların toplamlarının değişmediğini
göreceğiz. Bu matematik gizemini çözmeye çalışalım …
1-
Ortadaki
havuzdan bir taş al B karesine ekle. A karesinden de bir taş al K karesine bırak ve tüm taşları aynı şekilde say. Toplam
taş sayısının sekiz olduğunu gör.
2- Ortadaki hav koyuzdan bir taş daha al I karesine, İ karesindeki bir taşıda J
karesine
bırak. Taşları yine say toplamdaki sayının yine sekiz olduğunu gör.
3- Ortadaki
havuzdan bir taş daha al F
karesişne, G karesinden
de bir taş al G karesine
koy. Taşları yine say toplamdaki sayının yine sekiz olduğunu gör.
4- Ortadaki
havuzdan bir taş daha al J
karesine, A
karesinden de bir taş al B karesine koy. Taşları yine say toplamdaki
sayının yine sekiz olduğunu gör.
5- Ortadaki
havuzdan bir taş daha al C
karesine, D karesinden de bir taş al E karesine koy. Taşları yine say
toplamdaki sayının yine sekiz olduğunu gör.
6- Ortadaki
havuzdan son taşı da al F karesine, G karesinden de bir taş al H karesine koy. Taşları yine say
toplamdaki sayının yine sekiz olduğunu gör.
3 Haziran 2023 Cumartesi
18 Nisan 2023 Salı
15 Nisan 2023 Cumartesi
BİR HOLLANDALI ÜLKEMİZİN HER ŞEHRİNİ DOLAŞMIŞ VE ÇEKTİĞİ FOTOĞRAFLAR İÇİN BİR SİTE KURMUŞ
BİR HOLLANDALI TURİST ÜLKEMİZİN HER ŞEHRİNİ DOLAŞMIŞ VE ÇEKTİĞİ;
FOTOĞRAFLAR İÇİN BİR SİTE KURMUŞ HER ŞEHRİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ VE ADIM ADIM GEZİNİZ. http://www.pbase.com/dosseman/root&page=1.
8 Mart 2023 Çarşamba
12 Şubat 2023 Pazar
BU SON OLSUN BU SON...
Eğitim, eğitim, eğitim. Eğitimi ıskalarsak deprem x 1in sağına sayılamayacak kadar sıfır koysanız da tahribatı tanımlayamazsınız. yetginhoca
BU SON OLSUN BU SON
Cem Karaca'nın şarkısıydı "
doğarken ağladı insan. Bu son olsun bu son." İnsanlar ağlamaya
doğarken başladılar. Son olmadı genellikle. Üç gündür elim yazmaya dilim
konuşmaya varmıyor.
Ömrümüz mesleğimiz gereği eğitimle
insanları, öğrencilerimizi aydınlatmakla geçti. Vara vara karşımıza hep
değirmenler çıktı. Bu değirmenler İnsan öğütüyor. Ne yeteneklerimizin
yitirilişlerine bakakaldık. Hammurabi çürük ev yapan usta cezalandırılacak
demiş. Çürük ev yapan ustalar bakmışlar ki işin şakası yok. Örgütlenmişler,
çalışa çalışa düşüne düşüne vazgeçmemişler her yolu mubah sayan düşünürlerini
de yaratarak, halkın onayını da alacakları bütünsel sistemleri de icat ederek
gücü ele geçirmişler. Bu gücü eline alan "güçlüler” sonrasında her şeyden
Allah’ı sorumlu tutmaya başlamışlar. "her şey Allahtan" yazılarını
gördüğüm her yerde bu haksızlık değil mi ? “Bizde de bir eksiklik, noksanlık
olamaz mı?”, “ Allah aklı, düşünme becerisini niye verdi?” der dururum.
Doğal afeti, insanların kontrolü
dışında gerçekleşen, mal ve can kaybına neden olabilen, büyük oranda önlenemez
insanüstü ölçeğe sahip bir tehlike olarak tanımlarlar. Öğrencilerimize de bu
tanımları örnekleriyle hep anlattık. Ama, akıl erdiremeden yıllarca duyarım ki
Japonya'da 9 şiddetinde deprem olurmuş 12. kattaki Japon masaya tutunur çayını
içmeye devam edermiş. Peki, madem becerim var o zaman şimdi düşünüyorum... bu
yaşadıklarımızın daha şiddetlisini Japon yaşıyor hiçbir Japon bunu doğal afet
saymıyor. Sıradan ve yaşantısının bir parçası kabul ediyor. Japon çayını içmeye
devam ediyorken… Bir başka coğrafyada yaşayan insan daha az şiddette bir deprem
yaşayınca sonuçları katlanılamaz tarihin en ağır doğal afeti oluyor. Burada bir
çelişki yok mu? Düşünmeye devam ediyorum. Koca Sinan'ın yaptığı köprüler, camiler
sapasağlam ayakta kalırken birkaç yıl önce yapılan binalar neden ayakta
kalamayıp insanlara mezar oluyor. Başkalarına sözüm olmaz da biz bunları
aşabilmeliydik. Koca Sinan 1588 yılında öldü. O yıldan sonra bu işi daha da
geliştirmemiz gerekiyordu. Yapamadık. Neden yapamadığımızı işin uzmanları
söylesin. Ben bir eğitimci olarak söylüyorum. Çoğu zaman pandemi, deprem vb.
kriz durumlarında sayın yetkililerimizin ilk aklına gelen şey okulların tatil
edilmesi geliyor. Atatürk Kurtuluş Savaşımız yıllarında bile öğretmenler
kongresini toplamış, eğitimin önemine işaret etmiştir. İkinci paylaşım savaşı
sonrasında Amerikalı bir yetkilinin bir Alman generale hitaben “ Ülkenizde taş
üstünde taş kalmadı. Artık ayağa kalkamazsınız” denildiğinde Alman generalin,
“Ülkemizde taş üstünde taş kalmadı ama üniversitelerimiz ayakta” dediği
söylenir. Bu cevap anlamlıdır. Eğitimi ıskaladığınızda eğitim x 1 in sağına
sınırsız sayıda sıfır koyun ortaya çıkacak tahribatı hesaplayamazsınız. O nedenle
okulların kapatılması eğitime ara verilmesi gibi uygulamalar eğitimin hiçbir
kademesinde hiç akla getirilmemelidir. Bu insanların en çok ihtiyaç duydukları
psiko sosyal tedavi açısından ve elbette eğitimin gücünün aşamayacağı zorluk
olamayacağı bilincini ayakta tutmak açılarından da çok önemlidir.
10 Kasım 2022 Perşembe
BİR ÇİFT MAVİ GÖZLE BAŞLADIK
Sevgili Öğrencilerim,
Her şey bir çift mavi gözle başladı.
Türkiye'nin kurtuluşunun dönüm noktası... Mustafa Kemal Atatürk gibi bir
öndere sahip olmasıdır. İşte bugün bu Büyük Önderi anmak amacıyla buradayız.
Hindistan'ın kurtarıcı lideri Mahatma Gandi, 1919 Eylül'ünde :
"Mustafa Kemal'in utkusu, Dünya için özgürlük ve bağımsızlık simgesidir.
Türkiye orduları bir devri kapatmıştır. Şimdi mazlum ve tutsak devletler ve
uluslar artık vazgeçilmez bir reçeteye sahiptir..."demiştir.
Aynı
yıl Ali Cinnah da şöyle söylüyordu. Hem de Londra'da... "Mustafa Kemal ve
Türkler, kendileri için hazırlanan tabutu yayılmacıların başına geçirmişlerdir.
Şimdi dünyada başlarına tabutlar geçirilecek başka milletler de benzer savaşlara
hazırlanmalıdırlar. Ne bizi ne de her kıtada yaşamakta olan tutsak ve mazlum
ulusları bundan sonra tutamayacaksınız..."
İşte
Mustafa Kemal Atatürk dünya için böyle bir ışık yakmış önemli insandı.
Dünya
için bu kadar önemli bir kişi olan Atatürk bizim için kimdir? Bir anımla
anlatmaya çalışayım. Her şey bir çift mavi gözle başladı.
Daha
ilkokula başlamamıştım. Beş yaşındaydım. Nenemle ilçeye indik. Sokakta yürürken
üzerinde Atatürk’ün bir çift mavi gözü görünen yırtılmış bir gazete parçası gördük.
Nenem oğlum yerde gördüğün kâğıdı al tozunu sil koynuna koy dedi. Ama tozlanmış
dedim. Yere eğildi. Kollarımdan tuttu.
-Bu mavi gözler kimin biliyor musun dedi.
-Yok
dedim.
Birden
gözleri doldu.
- Oğlum, oğulcuğum bu Atatürk dedi. Nenemin
gözlerindeki kararlılığı görünce hemen eğildim. Yerdeki gazete parçasını
aldım.
Tozunu
silkeledim. Katlayıp gömleğimin içine koydum. Nenem başımı okşadı.
-”aferin sarı bey “ dedi. Nenemi bu kadar
duygulandıran Atatürk kimdi? Atatürk Ne
demekti? Sorular beynimde uçuşup duruyordu.
-Nene Atatürk ne demek, diye sordum.
Durdu. Yine çömeldi. Yine iki kolumdan tuttu
yine gözleri nemlendi. Bana hitaben;
-Atatürk demek gündüz çalışmak, gece yatağa tok
yatmaktır…
-Atatürk demek, kadında olsan bu sokaklarda korkmadan yürümek demektir...
-Atatürk demek, dünyada hiç kimseye muhtaç olmamak demektir...
-Atatürk demek kız erkek aynı okullarda ayrımsız
okumak demektir…
-Atatürk demek kimsesizlerin sahipsiz olmaması
demektir…
-Oğlum, Atatürk demek bir Vatanının
olması demektir. Anladın mı? Demişti…
-"Anladım" demiştim...
Öylesine anlamıştım ki, aradan 65 yıl geçti her gün
yeniden yeniden daha iyi anlıyorum.
Sevgili öğrencilerim şimdi görev
sizde.
-Atatürk’ü anlamayanlar
olabilir. Anlatacağız.
-Anlamak
istemeyenler olacaktır. Israr edeceğiz.
-Küçümseyenler de olacaktır. İşte onlara asla boş vermeyeceğiz.
Yalnız
Türkiye için değil. Tüm mazlum milletler için... Sömürgeciliğe, emperyalizme,
açlığa, yoksulluğa karşı bağımsızlık ve kurtuluşun simgesi Aziz Atatürk!
-Sen
bilimsin!
-Sen
kimsesizlerin sahibisin!
-Sen
Cumhuriyetsin!
- Sen
ışıksın!
-Sen 20
yy. 21.yy bağlayan Dünya’nın en önemli liderisin!
Hıfzı Yetgin
25 Ekim 2022 Salı
TÜRKÇEMİZE SAHİP ÇIKALIM
TÜRKÇEMİZE SAHİP
ÇIKALIM
Dedem Korkut'u,
Atam Bilge Kağan'ı, Kaşgarlı Mahmut'u, Şeyh Edebali'yi, Kadı Bedrettin'i, Yunus'u, Köroğlu'nu, Hoca Nasrettin'i, Evliya Çelebi’yi, Dadaloğlu'nu, Pir
Sultan'ı, Karacaoğlan'ı, Karamanoğlu Mehmet
beyi ne söyledilerse çevirmen olmadan anlıyorum.
Azerbaycanlı, Kazakistanlı, Kırgızistanlı, Özbekistanlı, Türkmenistanlı, KKTC.li, Uyguristanlı, Salarlı, Altaylı, Balkarlı, Başkurtistanlı, Çuvaşistanlı, Gagavuzyalı, Kırımlı, Tataristanlı,
Moğolistanlı, Macaristanlı, Bulgaristanlı kişiler tanıdım. Hepsiyle
de tane tane de olsa konuşunca anlaştım. Herkes söylediğimi anladı. Herkesin
söylediğini de Ben
anladım. Ama
Osmanlıca diye bir dilim, Osmanlıca diye yine bir alfabem olmadığı halde farsça
ve Arapça karışık bir alfabe ile sarayda konuşulan bir dil yaratılmaya
başlandı. Halk bu dile de, bu alfabeye de hiç ısınamadı. Israrla Türkçe
konuşmayı sürdürdü. Bu nedenle olsa ki; Osmanlı'nın yazdığını hiç, konuştuğunu da neredeyse
sıfıra yakın anlamıyorum.
Keşke
köklerimden ve kültürümden kopmasaydım. Alfabem Uygur olsaydı ya da Göktürk
olarak kalsaydı. Mustafa Kemal Atatürk de zaten değiştirmezdi.
Bu durumda Beni kökümden kültürümden kim
koparmış oluyor...
Bazı insanlarımızdan Cumhuriyete karşı zaman zaman Çin devrimi Çin alfabesine, Fransız Devrimi Fransız alfabesine
dokunmadı şeklinde eleştiriler geliyor. Cumhuriyet’in değiştirdiği alfabe uydurulmuş bir alfabe
idi, bizim alfabemiz değildi. Osmanlıca diye de bir dil zaten yoktu.
Dünyanın en mantıklı ve
matematiksel örüntüsüne sahip dili olan Türkçemize sahip çıkalım. Hıfzı Yetgin
24 Ekim 2022 Pazartesi
YÜZLERCE e-kitap LİNKİ OLAN SİTELER
AŞAĞIDA VERDİĞİM LİNKLERDEN YÜZLERCE e-kitaba ULAŞABİLİRSİNİZ. Öncelikle başlığa tıklayınız. Başlık altında verilen linkleri göreceksiniz. Hangi lini açmak istiyorsanız. O linki kopyala/yapıştır şeklinde arama çubuğuna yapıştırınız. İyi okumalar.
https://tr1lib.org/
https://openculture.com/
http://www.altkitap.net/
https://www.free-ebooks.net/
https://librivox.org/
https://www.scribd.com/
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.FarmWord
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.gametime.kelimebulmacaoyunu
26 Eylül 2022 Pazartesi
ANLAT ANLAT ANLAYANIM OLMUYOR
ANLAT ANLAT ANLAYANIM OLMUYOR
Karadeniz’in kıyıcığından bir inançlı hemşerim
Antalya’ya konuğum olarak geldi. Evde evin kıblesini sordu. Söyledim. Namazını
kıbleye dönüp kıldı. Dün sahile indik. Bir büfeye oturduk, çay içtik. Hemşerim,
bana iki dakika müsaade, dedi. Sahile, iri taşlı kumlara yöneldi. Ceketini
çıkarıp yere serdi. Sırtını denize verdi. Başladı namaza. Koşarak gittim.
Kıbleye dönsene, dedim. Hiç oralı olmadı. Namaz bitti. Geldi yanıma. “Ola ışak
babam 90 yaşında ölene kadar sırtını denize verdi, namazını o şekil kıldı, bana
da o şekil öğretti. Ben 30 yıldır sırtımı denize verip namazımı öyle kılarım.
30 yıldan sonra bana kıbleyi mi öğretirsin?” Çok uğraştım. “Karadeniz’e sırtını
verince kıbleye dönersin. Ama sırtını Akdeniz’e verirsen kıbleye sırtını
dönersin.” Dedim, durdum. Hep gülerek “He hee konuş, konuş.” diye
cevapladı.
Bizim bakanlık yüzünü nereye döndü anlayamıyorum. Ama sırtını öğretmene döndüğü kesin. Öğretmeni, öğretmenlik mesleğini mesleğin ne olduğunu ne olamayacağını hiç düşünmeden bence kimselere de sormadan bazı uygulamalar işleme konuluyor. Eğitimde geldiğimiz nokta da tam bir dağınıklık ve adeta bozgun yaşanıyor. Baş meselemiz uzman öğretmenlikmiş gibi savunanı olmayan bir uygulama ile insanlara yaz tatili zehir edildi. Bu yorgunluk ve ikilem içinde okulları açtık. Kutlu olsun, dediğim her öğretmen “Neyi kutluyor acaba?” diye biraz da kızgın bir ifade ile anlamsız anlamsız yüzünüze bakıyor. Bu moralsizlik ve yok sayılma ruhu içindeki öğretmenle bir yere varamazsınız.
Özellikle üst yönetimin aklına ilk gelen çözüm, öğretmeni zapturapt altına almak oluyor. Oluyor da bunu bugüne kadar başarabilen oldu mu diye bakan da yok. Bakan olarak görevli var da soruna çözüm odaklı bakan yok. Aslında yeni keşiflere de ihtiyaç yok. Dünya neler yapmış diye bir bakılabilse çok yol alınacak. İskandinav ülkelerini Finlandiya’yı falan geçelim. Daha dünkü devlet, eğitimde ve kalkınmışlık düzeyi açısından çok gerilerde yer alan Estonya’ya bir bakalım mesela. Estonya son on yılda neler yapmış, on yıl önce nerede imiş, şimdi dünyanın ilk 5’inde gelişmişlik ve mutluluk ölçümlerinde ise ilk 20 içerisine nasıl ulaşmış, bu sonuca ulaşmak için neler yapılmış?
Cevap basit: Yüzlerini öğretmene döndüler. Öğretmenlere yatırım yaptılar.
Öğretmenin itibarını, mesleğinin niteliğini yükselten uygulamaları planladılar, programladılar ve uyguladılar.
Bugün dil bayramı aklıma geliverdi, eskiden
Türkçe derslerini okuma, anlama, anlatım/sözlü/yazılı, dilbilgisi diye dört ana
bölümde işlerdik. Ders kaldı ama bu uygulamaları kaldırdık. Sonrasında sonuç;
okuyanımız, anlayanımız kalmadı. Öyle olunca da hatırlayamaz olduk.
Hatırlanmayan şeyin anlatılması mümkün olamadığı için de artık aynı zamanda
anlatamaz bir nesli yaratmış olduk. Sahi kim yaptı bütün bunları?
Benimde
kaderim, konuş konuş, anlat anlat anlayanım olmuyor.
26.09.2022
Hıfzı Yetgin
19.10.23
yetginhoca1







