23 Haziran 2023 Cuma

BİR LİDERLİK ALGORİTMASI


 

4 Haziran 2023 Pazar

NE TARAFTAN SAYARSAN SAY TOPLAM SEKİZ TAŞ EDİYOR NASIL?

     

     NE TARAFTAN SAYARSAN SAY TOPLAM SEKİZ TAŞ EDİYOR NASIL?  



HANGİ YÖNDEN SAYARSAN SAY TOPLAMDA SEKİZ TAŞ OLUYOR ?

NOT. Bir tahtaya veya kartona veya toprağa bu şekilde bir tablo çiz. Tabloda her kareyi havuz olarak adlandıralım. Havuzların içerisine tabloda görülen sayılarda taş bırakalım. Ve Bu hali ile tabloda görülen taşları A havuzundan harflerin gidiş yönüne doğru sonrada yine A havuzundan başlayarak tersi yönde saydığımızda her sıradaki taşların toplamlarının sekiz taş olduğunu görürüz. Şimdi ortadaki havuzdaki toplam 6 taşı da aşağıda verdiğim yönergelere göre yerleştirdiğimiz de yine de havuzlardaki taşları topladığımızda sayıların toplamlarının değişmediğini göreceğiz. Bu matematik gizemini çözmeye çalışalım …

1-    Ortadaki havuzdan bir taş al  B karesine ekle. A karesinden de bir taş al K karesine  bırak ve tüm taşları aynı şekilde say. Toplam taş sayısının sekiz olduğunu gör.

2-   Ortadaki hav koyuzdan bir taş daha al I karesine, İ karesindeki bir taşıda J karesine bırak. Taşları yine say toplamdaki sayının yine sekiz olduğunu gör.

3-  Ortadaki havuzdan bir taş daha al F karesişne, G karesinden de bir taş al G karesine koy. Taşları yine say toplamdaki sayının yine sekiz olduğunu gör.

4-  Ortadaki havuzdan bir taş daha al J karesine, A karesinden de bir taş al B karesine koy. Taşları yine say toplamdaki sayının yine sekiz olduğunu gör.

5-  Ortadaki havuzdan bir taş daha al C karesine, D  karesinden de bir taş al E karesine koy. Taşları yine say toplamdaki sayının yine sekiz olduğunu gör.

6-  Ortadaki havuzdan son taşı da al F karesine,  G karesinden de bir taş al H karesine koy. Taşları yine say toplamdaki sayının yine sekiz olduğunu gör.

         ŞİMDİ AKIL YÜRÜTME ZAMANI…




3 Haziran 2023 Cumartesi

SELAM OLSUN HAZİRANDA UÇMAGA VARANLARA

 


18 Nisan 2023 Salı

KÖY ENSTİTÜLERİ EĞİTİM TARİHİMİZDEN BİR DESTAN

                            EĞİTİM TARİHİMİZDEN BİR DESTAN KÖY ENSTİTÜLERİ



15 Nisan 2023 Cumartesi

BİR HOLLANDALI ÜLKEMİZİN HER ŞEHRİNİ DOLAŞMIŞ VE ÇEKTİĞİ FOTOĞRAFLAR İÇİN BİR SİTE KURMUŞ

 BİR HOLLANDALI TURİST ÜLKEMİZİN HER ŞEHRİNİ DOLAŞMIŞ VE ÇEKTİĞİ;

FOTOĞRAFLAR İÇİN BİR SİTE KURMUŞ  HER ŞEHRİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ VE ADIM ADIM GEZİNİZ.    http://www.pbase.com/dosseman/root&page=1.


8 Mart 2023 Çarşamba

"EĞİTİM ÖĞRETİMİN İKİNCİ YARIYILI BAŞLIYORKEN"-Canlı Yayın-

12 Şubat 2023 Pazar

BU SON OLSUN BU SON...

      Eğitim, eğitim, eğitim. Eğitimi ıskalarsak deprem x 1in sağına sayılamayacak kadar sıfır koysanız da tahribatı tanımlayamazsınız. yetginhoca

           BU SON OLSUN BU SON

       Cem Karaca'nın şarkısıydı " doğarken ağladı insan. Bu son olsun bu son." İnsanlar ağlamaya doğarken başladılar. Son olmadı genellikle. Üç gündür elim yazmaya dilim konuşmaya varmıyor.

       Ömrümüz mesleğimiz gereği eğitimle insanları, öğrencilerimizi aydınlatmakla geçti. Vara vara karşımıza hep değirmenler çıktı. Bu değirmenler İnsan öğütüyor. Ne yeteneklerimizin yitirilişlerine bakakaldık. Hammurabi çürük ev yapan usta cezalandırılacak demiş. Çürük ev yapan ustalar bakmışlar ki işin şakası yok. Örgütlenmişler, çalışa çalışa düşüne düşüne vazgeçmemişler her yolu mubah sayan düşünürlerini de yaratarak, halkın onayını da alacakları bütünsel sistemleri de icat ederek gücü ele geçirmişler. Bu gücü eline alan "güçlüler” sonrasında her şeyden Allah’ı sorumlu tutmaya başlamışlar. "her şey Allahtan" yazılarını gördüğüm her yerde bu haksızlık değil mi ? “Bizde de bir eksiklik, noksanlık olamaz mı?”, “ Allah aklı, düşünme becerisini niye verdi?” der dururum.

        Doğal afeti, insanların kontrolü dışında gerçekleşen, mal ve can kaybına neden olabilen, büyük oranda önlenemez insanüstü ölçeğe sahip bir tehlike olarak tanımlarlar. Öğrencilerimize de bu tanımları örnekleriyle hep anlattık. Ama, akıl erdiremeden yıllarca duyarım ki Japonya'da 9 şiddetinde deprem olurmuş 12. kattaki Japon masaya tutunur çayını içmeye devam edermiş. Peki, madem becerim var o zaman şimdi düşünüyorum... bu yaşadıklarımızın daha şiddetlisini Japon yaşıyor hiçbir Japon bunu doğal afet saymıyor. Sıradan ve yaşantısının bir parçası kabul ediyor. Japon çayını içmeye devam ediyorken… Bir başka coğrafyada yaşayan insan daha az şiddette bir deprem yaşayınca sonuçları katlanılamaz tarihin en ağır doğal afeti oluyor. Burada bir çelişki yok mu? Düşünmeye devam ediyorum. Koca Sinan'ın yaptığı köprüler, camiler sapasağlam ayakta kalırken birkaç yıl önce yapılan binalar neden ayakta kalamayıp insanlara mezar oluyor. Başkalarına sözüm olmaz da biz bunları aşabilmeliydik. Koca Sinan 1588 yılında öldü. O yıldan sonra bu işi daha da geliştirmemiz gerekiyordu. Yapamadık. Neden yapamadığımızı işin uzmanları söylesin. Ben bir eğitimci olarak söylüyorum. Çoğu zaman pandemi, deprem vb. kriz durumlarında sayın yetkililerimizin ilk aklına gelen şey okulların tatil edilmesi geliyor. Atatürk Kurtuluş Savaşımız yıllarında bile öğretmenler kongresini toplamış, eğitimin önemine işaret etmiştir. İkinci paylaşım savaşı sonrasında Amerikalı bir yetkilinin bir Alman generale hitaben “ Ülkenizde taş üstünde taş kalmadı. Artık ayağa kalkamazsınız” denildiğinde Alman generalin, “Ülkemizde taş üstünde taş kalmadı ama üniversitelerimiz ayakta” dediği söylenir. Bu cevap anlamlıdır. Eğitimi ıskaladığınızda eğitim x 1 in sağına sınırsız sayıda sıfır koyun ortaya çıkacak tahribatı hesaplayamazsınız. O nedenle okulların kapatılması eğitime ara verilmesi gibi uygulamalar eğitimin hiçbir kademesinde hiç akla getirilmemelidir. Bu insanların en çok ihtiyaç duydukları psiko sosyal tedavi açısından ve elbette eğitimin gücünün aşamayacağı zorluk olamayacağı bilincini ayakta tutmak açılarından da çok önemlidir.

         8 Şubat 2023 günü depremin her sarsıntısını hissediyorum. Deprem bölgesindeki her vatandaşımı düşündükçe beynimi bulutlar kapsıyor. Üşüyorum, titriyorum, ürperiyorum… bir Koca Sinan’ın yaptıkları geliyor gözümün önüne. Bir de Sinan’ı olmayan Japon’un yaptıklarına bakıyorum. Ben Allah’a inanıyorum. Japon’un başka bir inancı var. Haşa “her şey Allah’tan” dersem Allah’a haksızlık edip Japon’un ilahını kutsamıyor muyum? Çocuklar burada bir yanlış var. Çocuklar o yanlış bizde… Böyle düşünüyorum. 21. Yy.da bu yaştan sonra saklayayım mı? Saklarsam sonra nasıl bakarım yüzünüze. 08.02.2023  Hıfzı YETGİN            

10 Kasım 2022 Perşembe

BİR ÇİFT MAVİ GÖZLE BAŞLADIK

    Sevgili Öğrencilerim,

    Her şey bir çift mavi gözle başladı.

  Türkiye'nin kurtuluşunun dönüm noktası... Mustafa Kemal Atatürk gibi bir öndere sahip olmasıdır. İşte bugün bu Büyük Önderi anmak amacıyla buradayız.

  Hindistan'ın kurtarıcı lideri Mahatma Gandi, 1919 Eylül'ünde : "Mustafa Kemal'in utkusu, Dünya için özgürlük ve bağımsızlık simgesidir. Türkiye orduları bir devri kapatmıştır. Şimdi mazlum ve tutsak devletler ve uluslar artık vazgeçilmez bir reçeteye sahiptir..."demiştir.

   Aynı yıl Ali Cinnah da şöyle söylüyordu. Hem de Londra'da... "Mustafa Kemal ve Türkler, kendileri için hazırlanan tabutu yayılmacıların başına geçirmişlerdir. Şimdi dünyada başlarına tabutlar geçirilecek başka milletler de benzer savaşlara hazırlanmalıdırlar. Ne bizi ne de her kıtada yaşamakta olan tutsak ve mazlum ulusları bundan sonra tutamayacaksınız..."

   İşte Mustafa Kemal Atatürk dünya için böyle bir ışık yakmış önemli insandı.

   Dünya için bu kadar önemli bir kişi olan Atatürk bizim için kimdir? Bir anımla anlatmaya çalışayım. Her şey bir çift mavi gözle başladı.

   Daha ilkokula başlamamıştım. Beş yaşındaydım. Nenemle ilçeye indik. Sokakta yürürken üzerinde Atatürk’ün bir çift mavi gözü görünen yırtılmış bir gazete parçası gördük. Nenem oğlum yerde gördüğün kâğıdı al tozunu sil koynuna koy dedi. Ama tozlanmış dedim. Yere eğildi. Kollarımdan tuttu.

-Bu mavi gözler kimin biliyor musun dedi.

 -Yok dedim.

 Birden gözleri doldu.

- Oğlum, oğulcuğum bu Atatürk dedi. Nenemin gözlerindeki kararlılığı görünce hemen eğildim. Yerdeki gazete parçasını aldım.   

   Tozunu silkeledim. Katlayıp gömleğimin içine koydum. Nenem başımı okşadı.

-”aferin sarı bey “ dedi. Nenemi bu kadar duygulandıran Atatürk kimdi?  Atatürk Ne demekti? Sorular beynimde uçuşup duruyordu.

-Nene Atatürk ne demek, diye sordum.

Durdu. Yine çömeldi. Yine iki kolumdan tuttu yine gözleri nemlendi. Bana hitaben;

-Atatürk demek gündüz çalışmak, gece yatağa tok yatmaktır…

-Atatürk demek, kadında olsan bu sokaklarda korkmadan yürümek demektir...

-Atatürk demek, dünyada hiç kimseye muhtaç olmamak demektir...

-Atatürk demek kız erkek aynı okullarda ayrımsız okumak demektir…

-Atatürk demek kimsesizlerin sahipsiz olmaması demektir…

-Oğlum, Atatürk demek bir Vatanının olması demektir. Anladın mı? Demişti…

-"Anladım" demiştim...

 

   Öylesine anlamıştım ki, aradan 65 yıl geçti her gün yeniden yeniden daha iyi anlıyorum. 

   Sevgili öğrencilerim şimdi görev sizde.

  -Atatürk’ü anlamayanlar olabilir. Anlatacağız.

  -Anlamak istemeyenler olacaktır. Israr edeceğiz.

  -Küçümseyenler de olacaktır. İşte onlara asla boş vermeyeceğiz.

 

   Yalnız Türkiye için değil. Tüm mazlum milletler için... Sömürgeciliğe, emperyalizme, açlığa, yoksulluğa karşı bağımsızlık ve kurtuluşun simgesi Aziz Atatürk!

  -Sen bilimsin!

  -Sen kimsesizlerin sahibisin!

  -Sen Cumhuriyetsin!

  - Sen ışıksın!

   -Sen 20 yy. 21.yy bağlayan Dünya’nın en önemli liderisin!

   Seni rahmet, saygı ve şükranla anıyoruz. Ruhun şad olsun. Ülkün gerçek olacak. Yetiştik çünkü biz. 10.11.2022

                                               Hıfzı Yetgin                                                                                                                                           

                    

 

25 Ekim 2022 Salı

TÜRKÇEMİZE SAHİP ÇIKALIM

 

TÜRKÇEMİZE SAHİP ÇIKALIM   

    Dedem Korkut'u, Atam Bilge Kağan'ı, Kaşgarlı Mahmut'u, Şeyh Edebali'yi, Kadı Bedrettin'i, Yunus'u, Köroğlu'nu, Hoca Nasrettin'i, Evliya Çelebi’yi, Dadaloğlu'nu, Pir Sultan'ı, Karacaoğlan'ı, Karamanoğlu Mehmet beyi ne söyledilerse çevirmen olmadan anlıyorum.

  Azerbaycanlı, Kazakistanlı, Kırgızistanlı, Özbekistanlı, Türkmenistanlı, KKTC.li, Uyguristanlı, Salarlı, Altaylı, Balkarlı, Başkurtistanlı, ÇuvaşistanlıGagavuzyalı, Kırımlı, Tataristanlı, Moğolistanlı, Macaristanlı, Bulgaristanlı kişiler tanıdım. Hepsiyle de tane tane de olsa konuşunca anlaştım. Herkes söylediğimi anladı. Herkesin söylediğini de Ben anladım. Ama Osmanlıca diye bir dilim, Osmanlıca diye yine bir alfabem olmadığı halde farsça ve Arapça karışık bir alfabe ile sarayda konuşulan bir dil yaratılmaya başlandı. Halk bu dile de, bu alfabeye de hiç ısınamadı. Israrla Türkçe konuşmayı sürdürdü. Bu nedenle olsa ki; Osmanlı'nın yazdığını hiç, konuştuğunu da neredeyse sıfıra yakın anlamıyorum.

    Keşke köklerimden ve kültürümden kopmasaydım. Alfabem Uygur olsaydı ya da Göktürk olarak kalsaydı. Mustafa Kemal Atatürk de zaten değiştirmezdi.

  Bu durumda Beni kökümden kültürümden kim koparmış oluyor... Bazı insanlarımızdan Cumhuriyete karşı zaman zaman Çin  devrimi Çin alfabesine, Fransız Devrimi Fransız alfabesine dokunmadı şeklinde eleştiriler geliyor. Cumhuriyet’in değiştirdiği alfabe uydurulmuş bir alfabe idi, bizim alfabemiz değildi. Osmanlıca diye de bir dil zaten yoktu.

   Dünyanın en mantıklı ve matematiksel örüntüsüne sahip dili olan Türkçemize sahip çıkalım.                                       Hıfzı Yetgin

 

24 Ekim 2022 Pazartesi

YÜZLERCE e-kitap LİNKİ OLAN SİTELER

   AŞAĞIDA VERDİĞİM LİNKLERDEN YÜZLERCE  e-kitaba ULAŞABİLİRSİNİZ.                                Öncelikle başlığa tıklayınız. Başlık altında verilen linkleri göreceksiniz. Hangi lini açmak istiyorsanız. O  linki  kopyala/yapıştır şeklinde arama çubuğuna yapıştırınız. İyi okumalar.

https://tr1lib.org/ 

https://openculture.com/

http://www.altkitap.net/

https://www.free-ebooks.net/

https://librivox.org/

https://www.scribd.com/

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.FarmWord

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.gametime.kelimebulmacaoyunu

26 Eylül 2022 Pazartesi

SAYIN İBRAHİM OKUMAMIŞ'IN LİDER TV. DE YORUMU

                                     TEŞEKKÜR EDERİM SAYIN İBRAHİM OKUMAMIŞ.


ANLAT ANLAT ANLAYANIM OLMUYOR

 

ANLAT ANLAT ANLAYANIM OLMUYOR

Karadeniz’in kıyıcığından bir inançlı hemşerim Antalya’ya konuğum olarak geldi. Evde evin kıblesini sordu. Söyledim. Namazını kıbleye dönüp kıldı. Dün sahile indik. Bir büfeye oturduk, çay içtik. Hemşerim, bana iki dakika müsaade, dedi. Sahile, iri taşlı kumlara yöneldi. Ceketini çıkarıp yere serdi. Sırtını denize verdi. Başladı namaza. Koşarak gittim. Kıbleye dönsene, dedim. Hiç oralı olmadı. Namaz bitti. Geldi yanıma. “Ola ışak babam 90 yaşında ölene kadar sırtını denize verdi, namazını o şekil kıldı, bana da o şekil öğretti. Ben 30 yıldır sırtımı denize verip namazımı öyle kılarım. 30 yıldan sonra bana kıbleyi mi öğretirsin?” Çok uğraştım. “Karadeniz’e sırtını verince kıbleye dönersin. Ama sırtını Akdeniz’e verirsen kıbleye sırtını dönersin.” Dedim, durdum. Hep gülerek “He hee konuş, konuş.” diye cevapladı. 

          Bizim bakanlık yüzünü nereye döndü anlayamıyorum. Ama sırtını öğretmene döndüğü kesin. Öğretmeni, öğretmenlik mesleğini mesleğin ne olduğunu ne olamayacağını hiç düşünmeden bence kimselere de sormadan bazı uygulamalar işleme konuluyor. Eğitimde geldiğimiz nokta da tam bir dağınıklık ve adeta bozgun yaşanıyor. Baş meselemiz uzman öğretmenlikmiş gibi savunanı olmayan bir uygulama ile insanlara yaz tatili zehir edildi.  Bu yorgunluk ve ikilem içinde okulları açtık. Kutlu olsun, dediğim her öğretmen “Neyi kutluyor acaba?” diye biraz da kızgın bir ifade ile anlamsız anlamsız yüzünüze bakıyor. Bu moralsizlik ve yok sayılma ruhu içindeki öğretmenle bir yere varamazsınız.

     Özellikle üst yönetimin aklına ilk gelen çözüm, öğretmeni zapturapt altına almak oluyor.  Oluyor da bunu bugüne kadar başarabilen oldu mu diye bakan da yok. Bakan olarak görevli var da soruna çözüm odaklı bakan yok. Aslında yeni keşiflere de ihtiyaç yok. Dünya neler yapmış diye bir bakılabilse çok yol alınacak. İskandinav ülkelerini Finlandiya’yı falan geçelim. Daha dünkü devlet, eğitimde ve kalkınmışlık düzeyi açısından çok gerilerde yer alan Estonya’ya bir bakalım mesela. Estonya son on yılda neler yapmış, on yıl önce nerede imiş, şimdi dünyanın ilk 5’inde gelişmişlik ve mutluluk ölçümlerinde ise ilk 20 içerisine nasıl ulaşmış, bu sonuca ulaşmak için neler yapılmış?

     Cevap basit: Yüzlerini öğretmene döndüler. Öğretmenlere yatırım yaptılar. Öğretmenin itibarını, mesleğinin niteliğini yükselten uygulamaları planladılar, programladılar ve uyguladılar.

  Bugün dil bayramı aklıma geliverdi, eskiden Türkçe derslerini okuma, anlama, anlatım/sözlü/yazılı, dilbilgisi diye dört ana bölümde işlerdik. Ders kaldı ama bu uygulamaları kaldırdık. Sonrasında sonuç; okuyanımız, anlayanımız kalmadı. Öyle olunca da hatırlayamaz olduk. Hatırlanmayan şeyin anlatılması mümkün olamadığı için de artık aynı zamanda anlatamaz bir nesli yaratmış olduk. Sahi kim yaptı bütün bunları?

      Benimde kaderim, konuş konuş, anlat anlat anlayanım olmuyor.

                                                                                                            26.09.2022

                                                                                                           Hıfzı Yetgin

27 Ağustos 2022 Cumartesi

SAHİLDE KUŞ DOSTLUĞU ETKİNLİĞİMİZ.


En küçük torunum Kerim Devrim' le çok önceden sözleşmemiz üzerine bugün birlikte Konyaaltı Plajlarındaydık. Kuşların mısır satıcı kişiyi havada izlediklerini keşfettik. Bunun üzerine mısırcıyı çağırdık. Bir mısır da kuşlar için aldık. Mısırı kumlara dikine koyduk. Devrim çok azını yedi. Ben de yarısını falan yedim. Ama kuşlar bizden aceleci çıktılar. Kuşlar beslenirken rahat olmalarını sağlamak için gerekli koruma önlemlerimizi el işaretlerimizle yönettik. Neden mısırı dik koydunuz sorusu geldi. O soruyu da mısır yuvarlanıp kirlenmesin .Kuşlarında temiz besine ihtiyaçları var diye cevapladık. İşte bir hafta sonu etkinliği ve keşfimiz ... Teşekkürler Devrim.



26 Ağustos 2022 Cuma

SAYIN DUYGUNUR ŞAHİN'DEN ALDIĞIMIZ "YARATICILIK" TEMALI EĞİTİM MUHTEŞEMDİ


SAYIN DUYGUNUR ŞAHİN'DEN  ALDIĞIMIZ "YARATICILIK" TEMALI  EĞİTİM MUHTEŞEMDİ    


        Çoğu bölümünü reji odasından izleme olanağı bulduğum "yaratıcılık" ana temalı eğitimin çok keyifli ve gerçekten ufuk açıcı olduğuna yakından tanıklık ettim. Her bir Akantlı ceplerine (torbasına) epeyce azık yükledi. Bir öğrenici olarak çok yararlandım. Bir yönetici olarak okulumla, kurucularımla, çalışma (idareci-öğretmen-Destek personeli) arkadaşlarımla gurur duydum. Bir eğitim müfettişi olarak da başta eğiticilerin eğitimcisi Sayın Duygunur ŞAHİN hanımefendi olmak üzere okuluma ve tüm paydaşlarımız& çalışanlarımıza takdirlerimi iletmek isterim. Misyon ve vizyon belgemiz de 9 yıl önce ortaya konulan hedeflere koşar adım ilerlemekle, ortaya Türkiye ve Akant olmazsa olmaz sonucu çıkmıştır. Bu teoremin aksiyon almasında katkısı olan herkese teşekkür ediyorum. 
          Yarın için şimdi... 26.08.2022                                                         Hıfzı Yetgin-Öğretmen

27 Mayıs 2022 Cuma

İLKOKULLARDA MEVSİM ŞERİTLERİ VE KULLANMA ŞEKLİ

        İLKOKULLARDA MEVSİM ŞERİTLERİ VE KULLANMA ŞEKLİ

    İlköğretim okullarımızın 1.2.3 sınıflarında öğrencilerimize zaman ve yıl kavramı kazandırma amacıyla kullanmakta olduğumuz araçların en önemlilerinden birisi, “ Mevsim Şeritleridir”. Okullarımızın büyük çoğunluğunda mevsim şeridi kullanılmadığı, kullananların çoğunda da eylül ayında başlayıp ağustos ayında biten düz mevsim şeritlerinin kullanıldığı görülmektedir. 

1-     “ Mevsim Şeritleri” ile çalışırken öğrencilerimize birinci ayın ocak ayı olduğunu söylediğimizde işitme organı kulak, ocak ayını birinci ay olarak algılamakta iken, görme duygusu organı olan göz eylül ayını birinci ay olarak algılamaktadır. 6-9 yaş grubundaki öğrencilerin bu farklılığı sezebilmeleri ve doğru algılayabilmelerinde doğal olarak güçlükler yaşanmaktadır. Duyu organlarının dışarıdan gelen uyarıcıları birbirlerini destekler biçimde ve aynı şekilde algılayıp, aynı nitelikte duyum olarak beyine iletmelerinin sağlanması gerekmektedir. Konuya bu yüzü ile baktığımızda hâlihazırda kullanmakta olduğumuz düz “Mevsim Şeritleri” öğretmen ve eğitimcilerimizce de bilindiği üzere “ ayanilik” yeni adıyla “ açıklık” ilkesine uygun düşmemektedir. Oysaki diyagram şeklinde yapılacak olan “ Mevsim Şeritleri” nde ise birinci ay olarak ocak ayı söylendiğinde duyu organlarınca ( hem göz hem kulak) aynı şekilde ocak ayı birinci ay olarak algılanacak öğrenme daha sağlıklı gerçekleşecek.

2-     Düz mevsim şeritleri ile mevsimlerin birbirini izlemesi ve mevsimlerdeki münavebeyi de 6-9 yaş grubundaki öğrencilerimize sağlıklı kavratmada güçlüklerin olduğu konuya duyarlı öğretmenlerimizin pek çoğunun yakındığı bir husustur. Mevsimlerdeki münavebenin kavratılmasındaki güçlüğü önlemek açısından da, diyagram şeklindeki şeritler daha öğretici olmaktadır.

3-      Düz mevsim şeritlerinde “gün dönümleri” olarak adlandırılan (21 Mart-21 Haziran-23 Eylül -21 Aralık ) tarihlerinin ve mevsim geçişlerinin belirtilmesi de çok sağlıklı yapılamamaktadır. Bu sakıncaları önlemek ve 1.2.3 Sınıf öğrencilerinin özelliklerine uygun ders aracı kullanmaları hususlarında, tüm yönetici ve öğretmenlerimize gerekli rehberlik yapılmalı, ilköğretim okullarımızda mevsim şeritlerinin daire çapı en az 90 cm. olacak şekilde yapılması sağlanmalı önemli gün, olay ve haftaların öğrencilerle birlikte, öğrencilerde “ hatıra bilgi” bırakıcı nitelikte işlenmesi yoluna gidilmelidir.  

4-         Son söz olarak; Ders aracı olarak mevsim şeridi önemli bir ders aracıdır. Gün, hafta, ay, mevsim ve yıl kavramı bu araç kullanılarak öğretilmelidir. Bilginin yapılanıp içselleşebilmesi için öğretmenimizin bu aracın yanına giderek şerit üzerinde ilk zamanlar her gün giderek önemli gün ve haftalarda ; “ Çocuklar bugün 2022 yılının yaz mevsiminin,  eylül ayının, ikinci haftasında 9 eylül günündeyiz. 9 eylül tarihimiz açısından da önemli bir gündür. Çünkü İzmir 9 eylül günü düşman işgalinden kurtulmuştur.” şeklinde bütünden parçaya inecek şekilde bir söylemle güne dikkat çekilmeli ve önceden hazırladığımız “ İzmir 9 eylül 1922 tarihinde düşman işgalinden kurtarılmıştır” cümlesi 9 eylül gününün karşısına sonradan çıkarılabilecek şekilde yapıştırılmalıdır. 01.eylül 1979                                                                                                                                                                        Hıfzı YETGİN

 

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Premium Wordpress Themes