16 Ekim 2026 Cuma

YİTİKLERİ ULAŞTIRAN İYİ İNSANLAR

 Yitikleri Ulaştıran İyi İnsanlar

İki gün önceki yağmur ve sel ortamında eve ulaşırken direksiyon başında kendimi çok kasmışım. Omuz kaslarım iki gündür “Bizi unuttun, buradayız.” diyorlar. Sabah o derecede bir ağrıyla uyandım. Öz bakımlarımla birlikte hafif ısınma hareketleri yaparak omuz kaslarımı eğitmeye çalıştım. Kahvaltımı yapıp evden çıktım.

Dünyanın “en iyi” arabası olan arabama bindim. Kontağı çevirdim.
Isınma bujilerini kontrol ettir, uyarısı aldım.
Arabama,
—O kadar da bilme. Ona da ben karar vereyim, diye bir azar çektim. Kontağı tekrar çevirdim. İkiletmedi bile, hemen homurdanarak çalışmaya başladı. Bu kez de
—Aferin, diyerek gönlünü aldım. Yola çıktık.

Bir kilometre kadar gitmeden yolun sağında genç bir adam iki eliyle arabamın önünü gösteren hareketler yapmaya başladı. Kontrol paneline baktım, yanan bir ışık falan yok. Dikiz aynasından arkayı kontrol ettim, arkadan da çok sayıda araç geliyordu. Adam için “Derdi ne ki?” diyerek yoluma devam ettim. Hafif bir tıngırtı sesi geldi.
—“Tamam ama Türkiye’de, üstelik felaket sayılan bir selden sonra trafiğe çıkmışım. Yolda ben dâhil her şey var. Öyleyse ses de normal. Pencereyi açtım ya, her sesi duyarım.” diye düşünerek devam ettim.

Okula yaklaşıp gidiş gelişli tek yola girdiğimde karşıdan gelen başka bir araç selektör yaptı. Ardından dörtlülerini de yakarak camdan çıkardığı eliyle bana “Dur” işareti yapınca
—“Allah Allah, yine ne oldu?” diyerek durdum.
Karşıdan gelen araç tanıdık bir edayla:
—“Hocam, günaydın. Türkiye’de plakasız araçlar trafiğe çıkamıyor. Haberin olsun.”
—“Ne gibi?” dedim.
Adam arabamın önünü işaret ederek
—“Plakanız düşmüş.” dedi.

Dörtlüleri yakıp arabadan indim. Gerçekten plakam yoktu. Adama teşekkür ettim.
—“Hocam, bir iki gün uğraşırsınız ama çözersiniz” diyerek gitti.

Ben de hafif bir moral bozukluğuyla arabama binerken, otuz dakika önceki adamın da plakanın düştüğünü söylemek istediğini düşünerek sesli şekilde
—“Bunca olumsuzluk içinde ya ne güzel ve duyarlı insanlarımız var” dedim ki… Telefonum çalmaya başladı. Bilmediğim bir numara. Bazen açmadığım oluyor ama hemen açtım. Biraz sinirli bir tonda bir ses:
—“Beyefendi, kırk dakika önce yolda işaret ettim ama durmadınız. Plakanız sallanıyordu. Tam o sırada da zaten düştü. Siz fark etmeden devam ettiniz. Ben plakanız üzerinden telefonunuzu öğrendim. Plakanızı eski sanayideki Mahir Usta’nın tamirhanesine bıraktım. Haberiniz olsun.” diyip kapattı. Teşekkür bile edemedim.

İçimden:
—“Bu ülkede insanlar melekleşmiş. Şu işe bak, bu işlerde model olması gereken kişi olarak ben duyarsız kalıyorum. İnsanlar işlerini bırakıp yardımcı olmak, uyarmak için çırpınıyorlar” diye kendime hayıflanarak yürüdüm…

İlk dönüş noktasından geri dönerek Eski Sanayi’ye yöneldim. Bir iki soruşturmanın ardından Mahir Usta’nın tamirhanesine ulaştım. Önden plakasız aracımı görünce tamirhanedeki ustalardan biri elinde plakamla geldi. Hemen ön tarafa kendi plaka çerçevesiyle plakayı vidaladı.

Ben ustaya dönerek
—“Ya usta size bu plakayı getiren arkadaşa bir çay parası bıraksam ulaştırabilir misiniz?” dedim.
Usta:
—“Amca, biz adamı tanımıyoruz. Buraya kadar plakanızı ulaştıran adam belli ki çok duyarlı birisi. Bana sorarsanız para teklif edilmez, ama teşekkür edilir.”

—“Tamam, peki size borcum nedir?” dedim.
—“Plaka takmayı ücretsiz yapıyoruz. Aracınıza da kendi reklamımız olan plaka çerçevesini taktık. O da reklamımız olur.”

Teşekkür ederek ayrıldım. İlk işim, beni arayıp plakayı haber veren numarayı aramak oldu. Çaldı… Çaldı… Açan olmadı. Gün boyu birkaç kez aradım. Hâlâ açan yok.

İnsanlar hakkında genel olarak hep iyi düşünmüşümdür ama bugün bu duygularım zirvede. İki gün önce yaşadığım sel olayı nerelere evrildi… Bana da yazacak bir hikâye armağan etti. Demek sel suyu vurdukça plakanın vidalarını esnetmiş olmalı ki böylesi bir deneyimi yaşadım. İki gün önceki selin ardından yaşadığım anlamlı zincirleme iyilikler, insanın içini ısıtıyor. Plakamın düştüğünü fark eden ilk genç, selektör yapan tanıdık, plakayı alıp numarama ulaşılması, Mahir Usta’nın yanına bırakılması, para reddedilir “teşekkür edilir” diyen usta… Hepsi üst üste gelince insanın “Bu ülkede hâlâ melekleşmiş insanlar var.” demesi kaçınılmaz oluyor.

Buna benzer iyilik hikâyelerim var. Demek artık onları da yazma zamanım geldi.

Teşekkürler iyi insanlar.

16.10.2026     Hıfzı Yetgin

0 yorum:

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Premium Wordpress Themes