24 Aralık 2025 Çarşamba

PEDAGOJİDE BİR PSİKOLOJİ DERSİ

     PEDAGOJİDE BİR PSİKOLOJİ DERSİ

    Yıl:1974,Yer: İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü, Bölüm: Eğitim bilimleri o zamanki adıyla pedagoji, Ders Psikolojiye giriş, Öğretmen: Lütfi Öztabağ

  Lütfi bey sınıfa girdi herkesin ayağa kalkmasını ısrarla bekledi herkesin ayağa kalması tamamlanınca

- “Günaydın”,

- “Sağol”.

-Arkadaşlar bugün duyu organları ile ilgili görüşmelerimiz başlayacak.

-Başlasın hocam.

-Bir arkadaş masaya gelsin. (Medeni cesaret gösterip bir kız arkadaş tahtaya doğru yürüdü.) Tamam şimdi üzerindekileri çıkar. Arkadaş kazağını çıkardı. İçinde gönmlek var. üzerindekileri çıkarsana evladım.

-nasıl hocam ya? Gömleği de çıkarınca sütyenim var sadece.

-Tamam tamam çıkar.

-Hayır hocam soyun diyorsunuz. Soyunamam.

-Tamam tamam başkası gelsin ya. (Bir erkek arkadaş çıktı. Üzerini gömlek ve atlet dahil çıkardı. Lütfü hoca, Cebinden bir bez çıkardı.

- Şimdi gözlerini bağlayacağım dedi. Arkadaşın gözlerini bağladı.Başka bir arkadaş daha gelsin.

-Oda  soyunacak mı hocam.

-Muzipliği bırak o soyunmayacak.

 Başka bir arkadaş daha çıktı. Sınıfa ve arkadaşa sus işareti yaparak kendi cebinden 3 tane ucu sivri açılmış kurşun kalemi çıkardı. Gözü kapalı vücudu açık arkadaşa.

-Bak şimdi vücuduna ucu sivri bir şeyler değdireceğiz. Vücununa değen kaç obje  hissediyorsan sayılarını söyleyeceksin. Tamam mı? Hepimiz pür dikkat.Arkadaş,

-Tamam hocam. Lütfü hoca arkadaşın sırt derisine bir kurşun kalemi değdirdi. Ardından sordu.

-Kaç kalem değdi?  Arkadaş.

-Bir kalem hocam. Hoca bu kez 3 kalemi birden değdirdi.Sordu? Arkadaş,

-Bir kalem hocam. Hoca iki kalem değdirdi ve sordu.

-Kaç kalem değdi?

-Bir kalem. Hoca kaç kalem değdirdiyse de hep bir kalem cevabını aldık. Sonra hoca bize döndü . 

  Sırt derisine 7 cm. çapında bir dairenin içerisine kaç kalem değdirirseniz değidirin. Hep bir olarak algılar. Hepimiz hayretlerdeyiz. Ve sonra aynı deneyi biribirimize yapmaya başladık. Derimiz gerçekten bir kalem algılıyordu. Diğer kalemleri algılamıyordu.

Peki şimdi başka bir arkadaş gelsin. Bu kez soyunmayacak. Onunda gözlerini bağladı. İki kurşun kalemi ensesinde birbirine vurdu.ve sordu

- Ses hangi taraftan geldi? Arkadaş.

-Arka taraftan hocam. Hoca  sağ elinin altında tıklattı. Arkadaş yine ensesini söyledi. Sol tarafta tıklattı. Arkadaş yine ensesini söyledi.Hoca ayaklarına yakın yerde kalemleri birbirine vurdu arkadaş yine sesin arka taraftan geldiğini söyleyince…Hoca sınıfa döndü.

- Evet arkadaşlar insan görmediği zamanlarda sesi hep arka taraftan duyar. Çünkü işitme merkezi  Kafanın arka tarafındadır. Mahkemelerde de tanık dinlenirken. Hakim önce gördün mü? Diye sorar. Görmediyse sesin geldiği yönle ilgili yapılan tanıklıklar geçersizdir.Dedi. Ders giderek ilginç duruma gelmeye başladı. Lütfü hoca,

-Nazar nedir nazar?

- Hocam nazar değdi falan denir de onu sormuyorsun herhalde?

- Evet evet onu soruyorum, nedir nazar?

- Hurafe, batıl inanç….halkın cahilliğinden faydalanıp, cahilliği paraya dönüştürme hali…vs.vs.

    Gazetelerden birisinde o günlerde çıkan bir haber…” Sovyetler Birliğinde…. Adındaki adam belli bir mesafeden bakınca 75 BG. Motoru istop ettiriyor…” “İsrailde bir adam gözleriyle metali eğebiliyor…” bu haberler doğru olabilir mi?  Sınıfta arkadaşlardan şiddetli itirazlar, gürültü, uğultu özet… olmaz öyle şey hocam…74 yılında konuştuğumuz şeylere bakar mısın? Pedagojide miyiz… yanlış yer valla… Lütfü bey sağ eliyle sol bileğindeki saati düzeltip. Sınıfın durulmasını bekledikten sonra.

-Peki Alfa ışını diye bir şey duydunuz mu?

-Evet duyduk sanki…

-Nedir o?

-Işın dediniz ya hocam. Işın ışık gibi bir şey.

-Peki Beta….? Peki Gama?

-Onlarda alfa gibi ufak şeyler…ışın… parçacık, görülmez şeyler hocam.

-Arkadaşlar görme olayı ışığın yansıması ve kırılması ile alakalı durumdur. Gözden de bu alfa, beta, gama ışınları çıkar. Bu ışınlar bir tür radyoaktiftir. Her kişide değil ama bazı kişilerin gözlerinden çıkan bu ışınların kesişim noktasına denk geldiğinizde denk geleni etkileyebilir…

-Hadi hocam ya valla dalga geçiyorsun… Gülüşmeler gürültü, uğultu.

-Devam edelim arkadaşlar… Röntgenle ilgilenen hastane personeli kurşun yelek giyer neden?

-Çelik pahalı da ondan mı hocam?

-Muzipliği bırakın da mevzuya eğilin biraz.

-Eğiliyoruz….Eğil.

- Kurşun radyoaktif ışınları “mas eder”

- Mas değil hocam o 2 mars bir oyun derler … gülüşmeler.

- Mas mas, mas etmek emmek soğurmak kurşun bu ışınları emer.

- Eee iyi emerse emsin hocam…bizimle ilgisi hocam.

-Kurşun neyi” mas” ediyordu, kime dökülüyordu?  öbür dersimizde bu soruların cevaplarını sizden alayım. Görüşmek üzere arkadaşlar.

-Nazar değdiği düşünülene dökülüyordu hocam…

-Evet arkadaşlar halk bir şekilde kurşunun ışınları emdiğini onbinlerce yıl tecrübe ederek keşfetmiş demek ki?...

-Paradigmamız sarsıldı…Hadi ya… Gerçekten de kurşun yelek giyiyormuş röntgenciler.

-Röntgenci değil çocuk…Röntgen birimi çalışanları. Gülüşmeler.

-Olaya hiç bu şekilde bakmamıştık konuyu hep hurafe olarak değerlendirmiştik…Halkın tecrübesi..Teşekkür ederiz hocam. Renkli bir dersimiz daha düşünerek ufkumuzu geliştiren bir kazanım ile sona erdi. 1974/ Hıfzı Yetgin


0 yorum:

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Premium Wordpress Themes