21 Şubat 2026 Cumartesi
19 Şubat 2026 Perşembe
HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ RAMAZAN AYI BOYUNCA DA AŞAĞIDA BELİRTİLEN HUSUSLARA ÖZEN GÖSTERİLMESİ İNSANSILIKTAN KURTULMAMIZA İNSANLAŞMAMIZA KATKI SAĞLAR,
HER
ZAMAN OLDUĞU GİBİ RAMAZAN AYI BOYUNCA DA AŞAĞIDA BELİRTİLEN HUSUSLARA ÖZEN
GÖSTERİLMESİ İNSANSILIKTAN KURTULMAMIZA İNSANLAŞMAMIZA KATKI SAĞLAR,
1-Her tür bedensel ve
psikolojik temizliğe dikkat edilmesi, dedikodu, alaya alma, aşağılama, sözlü ve
fiziki şiddet ile tüm negatif düşüncelerden uzak durulması,
2- Sevgi, yardımlaşma
ve dayanışma sözcüklerinin daha çok kullanılmaya çalışılması, güler yüzlülüğün
asla bırakılmaması, incinsen bile incitilmemesi,
3-Evrensel çevre
bilinciyle hareket edilmesi, din, dil, ırk, siyasi düşünce ayrımı yapmaksızın insan
haklarına ve tüm canlı haklarına saygı gösterilmesi,
4- Geçmişte bilerek
ya da bilmeyerek kırdığımız, üzdüğümüz zarar verdiğimiz hısım-akraba, arkadaş, komşu
ve her insanın gönlünün alınması, özeleştiri yapılması,
5-Çevremizde yoksul
ve yardıma ihtiyaç duyan komşularımız, arkadaşlarımız varsa onlara onurlarını
zedelemeden gizliliğe özen gösterilerek destek olunması,
6- Aile içinde ulusal
ve dini değerlerimizi öne çıkaran konuşmalara yer verilmesi, ramazan anılarının
paylaşılması, bu konuda örnek olaylara dayalı anlatımlar yapılması,
7- “Hayatta en hakiki
yol gösterici bilimdir” Atatürk .“İlim Çin'de bile olsa gidip onu alınız”
Hz. Muhammet. Bu sözlerin içeriklerinin anlatılması, bu çerçevede evrensel düzeyde
insanlık için önemli buluşlar yapmış insanların hatırlanması,
8- İftar vaktinden
epey önce olacak şekilde yetim ve öksüz çocukların aileleri, şehit ve gazi aileleri,
yaşlıların bulunduğu aileler, engelli vatandaşlarımızın aileleri, anne ve babalarından
ayrı yaşayan öğrenci evleri, yoksul aile ziyaretlerine yer verilmesi, gidilirken aile bütçesi
olanakları içerisinde olası ihtiyaç duyulabileceği öngörülen mütevazı hediyeler
götürülmesi,
9- Kendisi yapıyor
olsun veya olmasın… Herkesin inancına, ibadetine, namazına ve orucuna saygı
duyulması,
10- Başkalarının sözlerine
ve düşüncelerine katılmama özgürlüğümüzün olduğunun bilinmesi, ama başkalarının
da bu özgürlüklerinin olduğunun kabul edilerek saygı gösterilmesi.
11-Her tür aşırılıklardan
uzak durulması,
Olmazsa olmaz önemsediğim önceliklerim ve
önerilerimdir. 18.02.2026
Hıfzı Yetgin
15 Şubat 2026 Pazar
5 Şubat 2026 Perşembe
OKUL GAZETE VE DERGİLERİ
Önbilgi: Geçmişte Antalya İl milli Eğitim Müdürlüğü olarak bir dergi çıkarmıştık. Derginin de yasal olarak çıkmasını istiyorduk. O zamanın Antalya valiliği basın yayın Müdürü sayın Mustafa Uysaldan çıkarılacak dergilerle ilgili açıklama istediğimizde Sayın Uysal da bunu bize dergide yayınlanacak bir yazı şeklinde iletmişti. Biz de hem Milli eğitim Müdürlüğünün dergisini yasal zemine oturtmuştuk. Hem de okullarımızda çıkarılan dergilerin de yasal zeminde çıkarılması için rehberlik etmiştik.
OKUL GAZETE VE DERGİLERİ
Çok kıymeti Öğretmen arkadaşlarım; Sayın Valimizin destekleri ve Milli Eğitim Müdürlüğümüzün özverili çalışmaları ile yayınlanan Milli Eğitim Müdürlüğünün mesleki yayın organı derginin bu sayısında sizlere okullarımızın çıkarmak istedikleri ve çıkarmakta oldukları dergi ve gazetelerden bahsedeceğim.
Okulları adına dergi ve gazete çıkarmak isteyen okul müdürlerimiz Önce okul dergisi ve gazetesi çıkaracaklarına dair karar almaları gerekiyor. Bu aldıkları kararı Milli Eğitim Müdürlüğüne başvurarak onaylatmaları ve bunu takiben Valilik Makamına yazacakları bir dilekçe ile başvurmaları gerekmektedir. Yayın hayatına başlamadan önce aşağıdaki belgeler Valilikten havale ettirtilerek dilekçeler ile birlikte Emniyet Müdürlüğü Basın ve Protokol 5ube Müdürlüğüne vermeleri gerekmektedir.
İSTENİLEN BELGELER
1-Dilekçe (Valilik Makamından Havaleli) Dilekçede Yayının
dili, zamanı
belirtilecek, (örnek: Türkçe-İngilizce- Almanca) gibi.
2-
Basın Kanunu gereğince verilecek
Beyanname.
3- Yayın sahibi için Bilgi Çizelgesi.
4- Yayın sahibi için Nüfus cüzdan sureti.
5- ikametgah ilmühaberi .
6-
Yayın Sorumlu Yazı işleri Müdürünün Bilgi Çizelgesi.
7-
" " " Nüfus Cüzdanı sureti.
8- "
" " İkametgah İlmühaberi.(Muhtar Tasdikli)
9-
" " " Noter tasdikli diploma. :
10-
Yayın Şirketi adına ise Ana Sözleşmesİ.
11-
Yayın Dernek adına ise Dernek
Tüzüğünün tasdikli sureti.
12- Yayın şirketi veya dernek adına
yayınlanacak ise Yönetim Kurulu
Kararı.
13-
Yayın sahip ve Sorumlu Yazı Işlerinin sabıka kayıtları.
14-
Yarım kapak Telli Dosya.
Emniyet Müdürlüğüne bu belgeler teslim edildikten sonra kendilerine 5680 Sayılı Basın Kanunun 9. Maddesi
gereğince bir alındı belgesi verilecektir. Bu işlemden sonra okullarımız dergi ve gazetelerin! çıkarabilirler. 5680
Sayılı Basın Kanununun 12. Maddesi gereğince,
Okul dergi ve gazetelerinin
çıktığı günü takip eden çalışma
gününde çıktığı yerin
Cumhuriyet Savcılığına ve o yerin Mülki Amirliğine ikişer adet vermeleri zorunludur. Halen
çıkarılmakta olan okul dergisi
sahiplerine ve dergi çıkarmak
isteyenlere yardımcı olmak amacıyla
bu yazıyı kaleme aldım.
Bu vesile ile tüm öğretmen arkadaşlarımın Öğretmenler Gününü kutlar, başarılar dilerim.
Mustafa UYSAL Antalya Valiliği Basın Müdürü
2 Şubat 2026 Pazartesi
GYGES’İN BULDUĞU YÜZÜK VE DEMOKRASİ
GYGES’İN BULDUĞU YÜZÜK VE DEMOKRASİ
Gyges,
Lidya kralının hizmetinde çok dürüst,
adaletli ve çalışkan bir çobandır. Günün birinde
koyunları otlatırken bir deprem olur. Toprakta çatlaklar ve yarıklar oluşur. Büyükçe yarığın içine inen
meraklı Gyges, orada bir altın yüzük bulur. Yüzüğü
parmağına takar. O anda Gyges için bu
yüzük altındır ama sıradan bir yüzüktür. Çobanlar her ay sonunda kralı
bilgilendirmek ve talimatlarını almak için sarayda toplanmaktadırlar. Gyges
toplantıya parmağında yüzükle gider.
Toplantı
sırasında konuşmalar uzadıkça ve sıradanlaştıkça Gyges parmağındaki yüzükle
oynamaya başlar. Gyges oynarken yüzüğün taşını farkına varmadan avucunun içinde
çevirir. Yüzük taşı avucunun içine çevrildiğinde Gyges görünmez olmaktadır. Taş
elinin üzerine geldiğinde ise tekrar görünür duruma gelmektedir. Gyges ve
yanındakiler bu duruma çok şaşırırlar. Gyges yüzüğün tılsımını keşfettikten
sonra üzerinden hem kralın hem toplumun denetiminin kalktığını, bu farklılığın
kendisine pek çok alanda kontrolsüz “hareket özgürlüğü “ sağladığını hisseder.
O dürüst,
adaletli ve çalışkan çobanda hızlı değişiklikler oluşmaya başlar. Yaşantılar
çoğaldıkça Gyges kendisine bir hareket tarzı planlar ve görünmez olarak saraya
girer. Yüzüğün sağladığı bu farklılıkları kullanarak kraliçeyi baştan çıkarır.
Kraliçe ile birlikte olmaya başlarlar. Kraliçenin de desteği ile ikisi birlikte
kralın ölmesini (öldürerek) sağlarlar ve kendisini kral ilan eder.
Gyges
yüzüğün kendisine sağladığı ayrıcalığın yanı sıra gücüne bir de kral gücünü
ekleyince artık 'her istediğin, hiç çekinmeden hiçbir baskı da hissetmeden
ahlak, adalet ve dürüstlük gibi kavramlara da uymak gibi bir zorunluluğu
olmadan pervasızca uygulamalar yapmaya başlamıştır. Ve bunları da hiç kimse
görememektedir.
Görünmez
olununca insan doğası hemen devreye girecek ve doğa gereği üzerine toplum ve
çevre denetimini hissetmemeye, ahlak, hukuk vb. kuralların kendisi için de
uygulanabileceğini düşünmemeye başlarsa acaba neler yapabilir? Bunun
düşünülmesi gerekir.
Yaptıklarımın
sonucuna katlanma zorunluluğum kalmamışsa işlediğim bir kusur, kabahat veya
suçtan bir uyarı, kınama veya ceza almayacaksam hele hele yakalanma diye bir
derdim de kalmamışsa, ayıplanma, dışlanma gibi korkularda ortadan kalkmaktadır.
O zaman da dürüstlük, adalet, hak, hukuk, eşitlik gibi kavramlarda bireyde
karşılık bulmamaktadır. Bu konuda Chris
Horner ve Emrys Westacott insanlar için "Kimse mecbur olmasa ‘ahlâklı’ davranmaz!” diyorlar.
O zaman
bir soru ile şu önermede bulunabiliriz.
O halde
hak, hukuk, adalet, eşitlik, ahlak gibi şeyler oynamak zorunda kaldığımız
roller midir? Bu oyundaki rollerimiz, toplumda yer bularak yaşamak için
ödediğimiz bedeller midir?
Gücü elinde
bulunduranların ahlakı ile güçsüzlerin ahlakı aynı mıdır? Trump ile Demirtaş
aynı ahlak ölçülerinin sahibi midirler? Birisinin sana “enstrüman”
çaldırmayacağım demesi suç oluştururken ötekinin her şeyine el koyacağım demesi
nasıl kabul görmektedir? Gyges örneğine bakarak bu soruya yanıt vereceksek
gücümüz arttıkça görünmezliğimiz de çoğalmaktadır. Görünmezliğimiz ne kadar
çoğalırsa “yakalanma “ riskimiz de o kadar azalmaktadır. Platon, bir yazısında
şöyle söyler: “Haksızlıktan şikâyet
edenler, haksızlığa uğrayanlardır.” Eğer güçleri yetseydi, haksızlık etmek
fırsatını bulan herkes, haksızlık ederdi.” Dünyada bunca yaşanmışlık
gözümüzün önündeyken gel de Platon’a hadi ordan diyebilirsen de bakalım. Bir de
ezilenlerin milletinden olanlara
soralım. 2026 nın dünyasında güçlü mü olmak istersin haklı mı?
Şimdi bir soru ile bir önermede daha bulunma zamanı geldi. Nedir o?
Hak, hukuk, ahlak, yasalar, “gelenekler”… İnsanlara boyun eğdirmek için efendilerin belirlediği bir kurallar bütünü müdür? Ya
da uygulama gücün varsa bu hak, hukuk, adalet ve “gelenekler”…Efendilerin de
istedikleri her şeyi yapmaya kalkışmalarını engellemenin bir yolu olabilir mi?
Özetle
devlet aygıtı, onun kurumları ve kuralları herkesi haksızlık
yapmaktan uzak tuttuğu, eşitlik duygusunu hissettirdiği ve saygınlaştırma
oranları ne kadar insan merkezli ise yani kölenin haklarını ne kadar koruyorsa
her şeye rağmen insan için en iyisi o olacaktır. Çünkü; birisinin sınırını aşıp
ötekisine parmak sallamasına bu kurallar yine de sınır çizer. İşte efendiye
sınır çizebilme gücü ne kadar fazlaysa demokrasiniz de o ölçüde demokrasidir.
02.02.2026 Hıfzı Yetgin
21.2.26
yetginhoca1


